EtiketŞu anda sonuç konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 86 içerik bulunuyor.
80 Günde Devr-i Alem
80 GÜNDE DEVR-İ ALEM

 

Phileas Fogg, kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği zengin ve kibar bir İngiliz beyefendisidir. Son derece düzenli bir hayat sürmesi, titiz ve dakik yaşayan biri olmasıyla ünlüdür. Bir gün, üyesi olduğu "Londra Kulübü"nde, gerçekleştirilmesi imkânsız gibi görünen bir konuda, servetinin yarısını ortaya koyarak iddia­ya girer: Dünyanın çevresini 80 günde dolaşacaktır, hem de bunu, önceden bir plan program yapmadan gerçekleştirecektir. "Beyler, 21 Aralık günü beni burada bekleyin" demeyi de ihmal etmez.

Fogg, tek bir gecikme ya da tek bir aksilik sonucu her şeyini kaybetmesine neden olacak bu imkânsız yolculuğa yardımcısı Passeportaut eşliğinde koyulur.

Bu arada, bir dedektif Fix, bir banka soyguncusunun peşin­dedir. Banka soyguncusu, Bay Foog'a çok benzemektedir. Bu yüzden, dedektif Fogg ve yardımcısını adım adım izlemektedir. Hatta, "soyguncuyu buldum" diye merkezine haber verip, tutukla... (Devam)
Diğer Konular 01 Haziran 2013 Yorum yok
A Sözlüğü Sayfa 1 (Deyim)
Acemi çaylak : Toy, tecrübesiz, beceriksiz kimse.

Acemilik çekmek : -1. Bir işte bilgisiz ve deneyimsiz olduğu içjn sıkıntı çekmek. -2. Bir yerin yabancısı olduğu için bocalamak.

Acem kılıcı gibi İki tarafı (taraflı) kesmek: Yandaşlarına da, karşıtları­na da zarar vermek, her iki yanı da kırmak.

Acentadan çıkma : Yeni, gıcır gıcır (araba).

Acı çekmek (duymak) : -1. Vücutta herhangi, bir yara, ezik vb. nede­niyle aa duymak. -2. Yaptığı bir işin kötü sonuçlanmasından ötürü üzülmek.

Acı gelmek (bir şey, birine) : Bir söz, durum, davranış ona dokun­mak, onu üzmek.

Acından ölmek : -1. Çok acıkmış olmak. -2. Açlıktan ötmek.

Acı kuvvet: Zorlayıcı, ezici güç.

Acısı çıkmak : Bir güçlüğün daha sonra olumsuz, kötü sonuçlarını gör­mek, yaşamak.

Acısı içine (yüreğine) çökmek (işlemek) : Üzüntü yaratan bir olay belleğinde, gönlünde derin iz bırakmak.

Acısını almak ... (Devam)
Diğer Konular 26 Nisan 2013 Yorum yok
A Sözlüğü Sayfa 2 (Deyim)
Ağzını sıkı (pek) tutmak : Sır vermemek, boşboğazlık etmemek.

Ağzını sulandırmak: İmrendirmek.

Ağzını topla : "Konuşmana dikkat et, terbiyeli konuş!" anlamında.

Ağzını (çenesini) tutmak : İleri geri konuşmamak, sır saklamak.

Ağzını yoklamak : Ağzını aramak.

Ağzı pek (sıkı): Sır saklamayı bilen (kimse).

Ağzı pis : Sövmeyi, açık saçık konuşmayı huy edinmiş .(kimse).

Ağzı sulanmak : Bir şeyi yeme, ya da elde etmek isteği duymak, ona imrenmek. (Kars. Canı çekmek.)

Ağzı süt kokmak : Çok genç, toy, tecrübesiz olmak.

Ağzı teneke kaplı: bk. Ağzı çelikli.

Ağzı var dili yok: Sessiz sedasız, uysal, yumuşak huylu (kimse).

Ağzı yanmak (bir şeyden): O şeyden (ötürü) zarar görmek, olumsuz yönde etkilenmek.

Ağzıyla kuş tutsa : "Ne yaparsa yapsın, en güç işleri bile yapsa da.." anlamında.

Aha gelmek (ah almak, antm almak): Kötülük ettiği bir kimsenin bed­duasına uğramak.... (Devam)
Diğer Konular 27 Nisan 2013 Yorum yok
A Sözlüğü Sayfa 3 (Deyim)
Allah yarattı dememek: Acımasızca dövmek, hırpalamak, cezalandır­mak.

Allah "Yürü ya kulum" demiş : "Kısa sürede her giriştiği işten para ka­zandı." anlamında.

Allak bullak etmek (bir şeyi) (birini) : -1. Onu karıştırmak, bozmak, darmadağınık etmek. -2. Onu sağlıklı düşünemeyecek duruma getir­mek. (Kars. Altüst etmek, karmakarışık etmek.)

Allak bullak olmak : -1. Düzeni bozulmak. -2. Sağlıklı düşünemez du­ruma gelmek. (Kars. Altüst olmak, karmakarışık olmak.)

Allayıp pullamak (bir şeyi, kimseyi) : Onu süslemek, İlgi çeksin diye kötü yönlerini çarpıcı şeylerle donatmak.

Allem (etmek) kallem etmek : Amacına ulaşmak için her yola başvur­mak.

Allı pullu : Süslü, gösterişli.

Alnı açık, yüzü ak : Dürüst, namuslu (insan).

Alnından öpmek (bir kimseyi) : Onu çok beğenmek, kutlamak, takdir etmek.

Alnını karışlamak: Zor bir İşi yapacak olanın gücünü küçümsemek. (Kars. Meydan ok... (Devam)
Diğer Konular 31 Mart 2013 Yorum yok
Açıklama
AÇIKLAMA

Okuyucuya bilgi vermek, bir şeyler öğretmek amacıyla yazılan metinlerde kullanılır. Düşünce yazılarında örnekleme, tanımlama, tanık gösterme yollarıyla düşünce açıklanır.

UYARI: Açıklama paragrafında ana düşünce sonuç bölümündedir,

Örnek:

Sorumluluk, bir kişinin üstüne aldığı ya da yapmak zorunda olduğu işlerden kendisini sorumlu tutmasıdır. Okumak isteyen öğrenci derslerine çalışmaktan, işi yapmak isteyen işçi işinden, bir doktor hastalarına bakmaktan kendini sorumlu sayarsa başarılı olabilir.

Yukarıdaki parçada "sorumluluk" kavramı hakkında bilgi verilmiştir, yazıda kullanılan anlatım biçimi "açıklama" dır.

Başka Bir Kaynaktan:

1)      Açıklama:  Herhangi bir konuda okuyucuya ''bilgi verme'' amacıyla yazılan yazılarda anlatım biçimi ''açıklama'' dır. Açıklayıcı anlatımda amaç ''öğretme''dir.

''Şiir, tiyatro,roman gibi çeşitli türlerde verdiği eserlere A... (Devam)
Diğer Konular 09 Nisan 2013 Yorum yok
Açıklama İlişkisi
AÇIKLAMA İLGİSİ

Çoğu zaman ikinci cümle, birinci cümledeki yargının, durumun açıklamasıdır.

Her şeyi bildiğine göre iyi çalışmışsın.

Her şeyi bildin, demek ki iyi çalışmışsın. Her şeyi bildin, anlaşılan iyi çalışmışsın. Neden ' sonuç (Devam)
Diğer Konular 20 Haziran 2013 Yorum yok
Akdeniz
Eser Hakkında:

Eser, Osmanlı sınırları içinde bulunan İskenderiye, Kahi­re, Beyrut, Şam gibi kentlerde ana kahraman Adrien'in ya­şadığı olayları, sosyal ve ekonomik yaşamı işlemektedir. Farklı dil, din ve ırklara sahip insanlar arasındaki hoşgörü vurgulanırken, içki, ahlaksızlık gibi kötü özelliklerin sonuçları ortaya konmaktadır.

Akdeniz özeti:

Adrien, artık yaşadığı hayattan bıkmıştır. Arkadaşı Miha­il'in yanına gidip para kazanmak ister. Fakat pasaportu yok­tur. Her şeyi göze alır ve İstanbul'a doğru yola çıkan bir ge­miye biner. Bütün geçmişini arkasında bırakmıştır. Gemide Musa ile tanışır. Kısa sürede Musa'nın hayat hikâyesini öğre­nir. Musa, Mısır'a gitmektedir. Çünkü kızı bir adamla kaç­mıştır. Tek isteği, kızını o adamın elinden kurtarmaktır. Musa,kızının gerçekten zengin olduğunu sanmaktadır. Yolda Adrien ile Musa çok iyi dost olur. Gemi, Pire, İzmir gibi şehirler­... (Devam)
Diğer Konular 03 Temmuz 2013 Yorum yok
Aldı Sözü Anadolu
ALDI SÖZÜ ANADOLU

 

KONUSU: Anadolu kültürü ile ilgili hemen her konuda söyleşiler, türküler, şiirler vb. örnekleri ile dolu bir kitap.

 

Diyoruz ki:

 

Arabamız köyün meydanında durduğu za­man, hemen dikkatimizi çeken büyük ve heybetli çınar ağacına baktık ve altında oturan köylülere kaç yaşında olduğunu sorduk. Sözü yaşlı bir amcaya bıraktılar: "Onu bu meydana diktikleri zaman ben daha çocuktum. Birlikte büyüdük sayılır. Biz baktıkça öyle büyüdü ki, heybetinden ürker hale gelmiştik. Derken ne oldu, nasıl oldu bilemiyoruz, bir kış dallarından biri kütürdeyerek göçtü. Bir fırtınada birkaç dalı daha koptu. Bir bahar san sarı küfler kabuğunu sardı. İçinde, nereden geldiği bilinmez haşereler türemişti. Aklı erenler, 'gövdeye ba­kın, gövde çürümemişse önemli değil' dediler. Hemen temizliğe başladık. Dalları budadık.

"Çınar dediğin devlet gibidir. Sen köke bak, g... (Devam)
Diğer Konular 03 Haziran 2013 Yorum yok
Amaç Sonuç İlişkisi
AMAÇ-SONUÇ İLİŞKİSİ

Birinci yargı, yüklemin hangi amaçla yapıldığını bildirir. Yapılacak İş bitmemiştir.

♦ Kitap almaya gittim.

♦ Kitap almak için (amacıyla) gittim.

♦ LGS'yi kazanmak için DRC Dershanesi'ne gittim. (Devam)
Diğer Konular 08 Mayıs 2013 Yorum yok
Anlatım Bozuklukları
SÖZCÜK DÜZEYİNDE ANLATIM BOZUKLUKLARI

Anlatımın temel birimi cümledir. Düşündüklerimizi, duyduklarımızı, tasarladıklarımızı ya da yaşadıklarımızı karşımızdakilere tam olarak iletebilme, cümle kurabilme gücümüze bağlıdır. Doğrusu cümlelerimizin açık, duru, yalın dilin işleyiş kurallarına uygun ve dilbilgisi yönünden doğru olmasıyla ilgilidir. Cümlelerimiz bu niteliklerden yoksunsa, duru, yalın, açık değilse, iletmek istediklerimiz tam iletemeyiz. İster istemez karşımızdakiler, anlatmak istediklerimizi tam olarak anlayamazlar ya da eksik, yanlış anlarlar.

Cümle bir yargı birimi olduğuna göre, cümledeki her sözcüğün bu yargıyı oluşturmada bir işlevi olmalıdır. Böyle değilse aynı anlama gelen ya da aynı işlevi yerine getiren sözcükler birlikte kullanılmışsa, o cümle duru değildir. Duruluktan yoksun cümlelerle oluşturulan yazılar da uzatılmış, doldurulmuş yazılardır.

Yargıyı ya da düşün... (Devam)
Diğer Konular 06 Haziran 2013 Yorum yok
Anlatım Nitelikleri
-ANLATIM NİTELİKLERİ-

AÇIKLIK:Bir anlatımdan herkes aynı anlamı çıkarabiliyorsa ve aynı anlamda kolayca birleşebiliyorsa o anlatım "açık"tır.Bir anlatımın ikili anlamlar iletmemesi ve kolayca anlaşılabilmesidir.

*ünlü sporcumuzun arka ayak adalelerinde ezilme saptandı.(sıfat yerinde kullanılmam)

*izinsiz inşaata girilmez.(zarf yerinde kullanılmıştır)

*ağzını sıkı tutmama ilişkimizin bozulmasına yaradı(neden oldu - yol açtı)

*yeni yürümeye başlayan çocuklar sık sık düşerler.

*bu romanında derece derece,şen ve akıllı bir genci anlatıyordu.(zarf yerinde kullanılmıştır)

*bu iş kesinlikle olacak galiba .(çelişen sözcük)

*heralde sınavı kazanırım zannediyorum.(" ")

*son sayıda yazdıklarımı okuduysanız konuştuklarımdan bunlar çıkmaz.(" ")

*aşağı yukarı tam bir yıl önce görmüştüm.

*bahçeye ektiğimiz fidanlar tutmadı.(diktiğimiz çizgi anlam inceliğine dikkat edilmiş)

*b... (Devam)
Diğer Konular 09 Haziran 2013 Yorum yok
Anna Karenina
Roman, 19.yüzyıl Rus ailesi hakkında fikir ver­mektedir. Romada, tekdüze ama dürüst bir evliliği olan Anna'nın aşk sonucu yaşadığı trajik durum anlatılır. Anna Karenina, Rus aristokrasinin şık, güzel, hay­ranlık uyandıran, seçkin bir kadınıdır. Yüksek bir devlet memuru olan kocası Karenin ile monoton bir evlilik yaşamaktadır. Bir gün Anna, ağabeyi ile yen­gesinin bozulan ilişkisini düzeltmek için geldiği Moskova'da Vronski adında genç ve yakışıklı bir kontla tanışır. Aralarındaki ilişki bir süre sonra aşka dönüşür. Durum dedikodulara yol açınca Anna kocasına her şeyi anlatır. Adam, çok etkilense de belli etmez. Çevrede saygınlıklarını yitireceklerini düşünerek Vronski'den ayrılmasını söyler ama Anna onu dinlemez. Vronski'yle İtalya'ya kaçar. Bu arada Anna hamiledir. İtalya'dan döndükten sonra Vronski'nin köşkünde oturmaya başlarlar. Hiç kimse onlarla ilgilenmez, herkesonları dışlar. Anna ile Vronski'ni... (Devam)
Diğer Konular 05 Mayıs 2013 Yorum yok
Aşık Veysel
Cumhuriyet dönemi sanatçılarındandır. Küçük yaşta geçirdiği bir hastalık sonucu görme yeteneğini yitirmiştir. Ancak dış dünyasının karanlığı onda zengin bir içdünya yaratmıştır.

Şiirlerinde yurt ve toprak sevgisini işlemiştir. Aş­kı kendine özgü bir üslupla dile getirmiştir. Halk şiirinin bu son büyük ozanı, şiirlerinde yalın bir dil kullanmıştır.

Kimi Köy Enstitülerinde saz öğretmenliği de ya­pan sanatçının şiirleri Ümit Yaşar Oğuzcan tarafın­dan "Dostlar Beni Hatırlasın" adlı bir kitapta toplan­mıştır.

Daha Geniş Bilgi:

Aşık Veysel, 1894 yılında Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde doğdu. Fakir bir köylü ailesinin çocuğu olan Veysel, 7 yaşındayken geçirdiği çiçek hastalığından sonra sol gözünü kaybetti. Daha sonra da bir kaza geçirdi ve sağ gözünü kaybetti. Ancak sağ gözüyle sadece ışığı seçebilecek kadar görüyordu. Başına gelen bu felaketle... (Devam)
Diğer Konular 12 Mayıs 2013 Yorum yok
Atasözleri
Atasözleri, geniş halk yığınlarının yüzyıllar boyunca oluşturdukları deneyimlerden gözlemlerden ve bunlara dayanan düşüncelerden doğmuştur. Toplumun ortak düşünce ve tutumunu belirtir, insanlara yol gösterir, Öğüt verir. Genel yargılı, kalıplaşmış; kısa ve özlü sözlerdir. Az sözle çok şey anlatırlar.

———————————————————'

BAŞAK BİR KAYNAK

"Atalarımızın uzun denemelere dayanan yargılarını genel kural, bilgece düşünce ya da öğüt olarak kalıplaşmış biçimleri bulunan, kamuca belir­lenmiş sözlere atasözleri denir. "{Ö.A. Aksoy)

"Halk tarafından söylenen, ken­di içine kapalı bir ifadesi olan, öğretici bir muhteva ve yüksek bir şekil taşıyan sözlere atasözleri denir.

"(Ö.F Akün) İnsanların davranış biçimlerini, dünya görüşlerini, töreyi, inancı, hayat tecrübelerini ortaya koyan a... (Devam)
Diğer Konular 25 Haziran 2013 Yorum yok
B Sözlüğü (Deyim)
Baba adam : Yaşlı, hoşgörülü, yardımsever adam.

Babaları tutmak (üstünde olmak): Sinir ve öfkeden bağırıp çağır­mak, çok öfkelenmek.

Babamın adı Hıdır, elimden gelen budur : "Yeteneğim, gücüm ancak bu kadarını yapmama elveriyor." anlamında.

Babasının hayrına : "Hiçbir çıkar elde etmeden, sadece İyilik olsun di­ye" anlamında.

Bacak kadar: Ufak tefek; kısa boylu (kimse) (Karş.EI kadar.)

Badire(yi) atlatmak : Tehlikeli durumu geçiştirmek.

Bağ bozmak : Mevsim sonunda bağdaki üzümleri toplamak.

Bağdaş kurmak: Sol ayağını sağ bacağın, sağ ayağını da sol baca­ğın altına alıp oturmak.

Bağlandığı yerde otlamak : Yerinde saymak, hiçbir ilerleme göster­memek.

Bağrına basmak (birini): Sevgi gösterip onu koruyuculuğuna almak.

Bağrı yanık : Çok dertli, acılı (kimse).

Bahar başına vurmak (birinin) : -1. Havalar iyice ısınmadan İnce gi­yinmek. -2. Coşkun, taşkın, aşırı davranı... (Devam)
Diğer Konular 18 Nisan 2013 Yorum yok
Batı Etkisinde Türk Edebiyatı
Batı kültürü etkisinde gelişen Türk edebi yatını yeterince kavrayabilmek için, Batı'nın ve Türk top­lumunun Batılılaşma sürecinin iyi bilinmesi gerekir. Çünkü toplumların kültür ve sanatının en temel belirleyicileri toplumsal, siyasal ve ekonomik yapıla­rıdır. Batı etkisindeki Türk Edebiyatı ve sanatçılarına geçmeden Önce 18. Ve 19. yüzyıltardaki Batı ve Osmanlı toplumlarının sözünü ettiğimiz yapılarına değinmekte yarar var: Batı, 18. Yüzyıla kadar gelinlen süreçte, "reform" la dinin yaşamın her alanındaki belirleyiciliğinden kurtuldu. Rönesansia sanatının temellerini buldu. Yani coğrafi keşiflerle, sömürgecilikle zenginleşti. Feodaliteden uiusal devletler yapısına geçti. Bilim­sel buluşların aydınlığına kavuştu. 1789 Fransız Devrimi, bu köklü dönüşümlerin en önemli sonucudur. Bu gelişmelere karşılık Osmanlıda şeriata dayalı ortaçağ yapısı egemendi. Sürekli savaşlar ve iç ayaklanmalarla ... (Devam)
Diğer Konular 22 Mayıs 2013 Yorum yok
Betimleme (Tasvir Etme)
BETİMLEME

Varlıkların duyu organlarıyla algılanabilecek şekilde tanıtılması için başvurulan anlatım yoludur. Genellikle olay yazılarında varlıklar, nitelikleriyle tanıtılırken kullanılır.

Betimlemede kişilerin duygu ve düşüncelerinin irdelenmesi, davranışlarının neden ve sonuçlarının incelenmesi de yer alabilir; buna çözümleme (tahlil) denir. Kısaca betimleme; kelimelerle resim yapmaktır.

UYARI: Betimleme paragraflarında genelde verilmek istenen mesaj bulunmaz; ancak mesaj taşıyan paragrafta ana düşünce sonuç bölümündedir.

Örnek:

Yeşil dağlar arasında Manisa, akşamları morararak susar; İnce rüzgârla dağılan ezan seslerinden sonra belde, derin bir sessizliğe dalar, karanlık basınca yamaçtaki evlerde cılız gaz lambalarının titrek ışıkları görülür.

Bu parçada, aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi kullanılmıştır? (1998 LGS)

A) Öyküleyici

B) Açıklamalı

C) Betimsel

D) Karş... (Devam)
Diğer Konular 27 Mayıs 2013 Yorum yok
Bir Bilim Adamının Romanı
Yazar, bu romanda hocası Mustafa İnan'ın hayatını kaleme almıştır. Bu yüzden biyografik bir eserdir. Romanda fakir bir halk insanı olan Mustafa İnan'ın dünyaca tanınan bir (araştırmacı) bilim adamı olma sürecinde yaşadığı güçlükler ve bu güçlüklere rağmen ahlak ve kişiliğinden hiçbir şey kaybet­memiş olması ele alınmaktadır. Oğuz Atay, eser, hocasının fotoğraflarını ekleyerek daha renkli bir eser ortaya koymuştur.

Bir Bilim Adamının Romanı Özeti:

Roman iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mustafa İnan'ın doğumundan eğitim hayatı bitene kadarki dö­nem; İkinci bölümde ise hocalığından ölümüne kadarki süreç anlatılmaktadır.

Eser, Mustafa İnan'a şivesi ve görüntüsüyle çok benze­yen bir çocuğun Fen Fakültesi'ne giriş sınavının sonuçlarını öğrenmek için beklediği bir kuyrukta başlar. Kuyruktaki diğer öğrenciler, çocuğa taşralı olarak bakmakta; onun sınavı kaza­namayaca... (Devam)
Diğer Konular 02 Haziran 2013 Yorum yok
Bir Küçük Osmancık Vardı
BİR KÜÇÜK OSMANCIK VARDI HASAN NAİL CANAT

 

KONUSU: İnsan, ne kadar büyük acılarla karşılaşırsa karşı­laşsın, yine de ümidini kaybetmemelidir. Kitapta, küçük yaşlarda kaçırılan bir çocuğun, uzun yıllardan sonra, ailesine kavuşması gayet güzel ve yalın bir şekilde anlatılmaktadır.

Abdullah Bey, inşaat çivisi imal eden bir fabrikanın sahibi idi. İşleri yerinde, evine bağlı bir hanımı, Osman isimli küçük bir de çocuğu vardı.

Bir gün, gündüz vakti, evine postacı kılığında bir soyguncu girip, evin hanımını bayıltarak çelik kasayı açtı. Para bulamayın­ca, bu sefer de, ağladığı için sesini duyduğu bebeği kaçırmaya karar verdi. Çünkü eli boş dönmek istemiyordu.

Abdullah Bey İş yerindeydi. Çalan telefonu açınca, karşısın­daki ses, çocuğunu kaçırdığını, karısının evde baygın bir şekilde yattığını, hemen evine gitmesini ve polise haber vermemesini söyledi. Şaşkın v... (Devam)
Diğer Konular 25 Mayıs 2013 Yorum yok
Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatı
Bu dönem, demokratik hak ve özgürlüklerin sı­nırlı da olsa kullandığı zamana rastlar.

1860'da ilk özel Türk gazetesi Tercüman-ı Ahval'ın çıkarılışı ile başlar.

Birinci dönem Tanzimat Edebiyatının özellikleri:

1. Bu döneme " sanat, toplum içindir." Anlayışı egemendir. Sanatçılar, bu yüzden, sanatı toplumu eğitmede. Batı kültür öğelerini tanıtmada bir araç olarak görmüşlerdir.

2. Sanatçılar, o döneme kadar edebiyatımızda görülmeyen roman, öykü, tiyatro, makale, eleştiri, gazete, .gibi düzyazı türlerini edebiyatımıza soka­rak, düzyazının her alanında eserler vermeye ça­lışmışlardır. Bu ürünler ilk kez denendiğinden, takli­de dayalı olduğundan, sanatsal nitelikleri oldukça zayıftır.

3. Sanatçılar, sade bir dille yazmayı amaçlama­larına karşın, köklü alışkanlıkları nedeniyle bu ama­cı yeterince uygulayamamalardır.

4. Edebiyatta, Fransız Devrimi'nin yaydığı, yurt, ulus, a... (Devam)
Diğer Konular 27 Haziran 2013 Yorum yok
Toplam 5 sayfa, 1. sayfadasın: 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki
Popüler Sayfalar:
Son Ziyaretler:
Coğrafya Sitesi Tarih Sitesi Matematik Sorusu