EtiketŞu anda nokta konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 60 içerik bulunuyor.
Robın Hood
ROBIN HOOD

KONUSU: Robin Hood, tıpkı biztm KÖroğlu gibi, haksızlara ve zalimlere karşı çıkmakta, zenginden alıp fakire vermektedir.

Robin Hood'un Kanun Kaçağı Oluşu:

Robin, on sekiz yaşırfda, gücü kuvveti yerinde, gayet iyi ok kullanabilen^ bîr gençtir. Nottingham Şerifi'nin düzenlemiş oldu­ğu bir okçuluk yarışmasına katılmak için ormandan geçerken, ormancılar kendisine laf atarlar ve aralarında çıkan hır gür sonu­cu, iJRobin bir ormancıyı oklayarak öldürmek zorunda kalır. Yap­tığı işe çok pişman olmuştur amma, iş işten geçmiştir. Ölen or­mancı, Nottingam Şerifi'nin akrabası olduğu için, Şerif Robin'in yakalanması işine Özel bir İlgi gösterir. Amacı, hem akrabasının intikamını almak, hem de iki yüz pound tutarındaki ödülü elde etmektir. Bu olay üzerine kanun kaçağı durumuna düşen Robin, bir yıl boyunca Shenvood ormanına saklanın ve çevresine, çeşitli sebep­lerden dolayı, büyük bir ... (Devam)
Diğer Konular 08 Nisan 2013 Yorum yok
Sait Faikin Hikayeciliği
Sanatla ilgisi daha lise sıralarında başlayan Sait Faik Abasıyanık yaz­maya şiirle başlamıştır. Onun şiirlerinde Faruk Nafiz Çamlıbel ve Necip Fazıl Kısakürek gibi dönemin önemli şairlerinin açık etkileri görülür. Bu arada hikaye de yazmaya başlayan Sait Faik, kendisini bu yolda teşvik eden Kenan Hulusi Koray'ın aracılığıyla "Uçurt­ma" adlı ilk yazısını yayımlamıştır. (9 Aralık 1929). "İpekli Mendil" adlı ilk hikâyesi 15 Nisan 1934 tarihli Varlık dergisi­nin 19'uncu sayısında çıkan Sait Faik, o yılların birbiri ardına batıp çıkan dergilerinde, gazetelerin eklerinde hikâyeler ya­yımlamış, ilk kitabını da 1936 yılında çıkarmıştır: Semaver.

1939 yılında yayımladığı Şahmerdan'daki "Çelme" adlı öyküsü için "Örfi İdare Mahkemesi" dava açmış, 1944 yılın­da yayımladığı Medar-ı Maişet Motoru adlı ilk romanı toplatılmıştır.

Sait Faik Abasıyanık Hikayeleri, Türk hikayeciliği için ... (Devam)
Diğer Konular 27 Haziran 2013 Yorum yok
Şinasi
Batı etkisindeki Türk edebiyatının; Tanzimat edebiyatının, kurucusudur. Yenilik edebiyatımızın diğer sanatçıları, onun açtığı yolda yetişmiş ve ilerlemiştir. Edebiyatımızda ilkleri başlatan kişiliğiyle önemlidir. Noktalama işaretlerin ilk kez kullanan kişi, dilde sa­deleşme çalışmalarını başlatan, ilk tiyatro eserimiz "Şair Evlenmesi" yazan, ilk makale olan "Mukaddimeyi ilk özel Türk gazetesi olan Tercüman-ı Ahval'de yayımlayan, ilk folklor araştırmasını yapan Şinasi'dir. Batı şiirinden ilk şiir çevirilerini yapan Şinasi Di­van edebiyatının klasik kasidesine de nesnel nitelik kazandırmıştır. Türk edebiyatının ilk özlü düşüncelerini de onda görüyoruz: "Milletim nev-i beşer, vatanım ruy-i zemin" yani dünya ulusundanım, yeryüzü yurdundanım. Sanatçı Fransız klasiklerinden etkilenmiştir.

Şinasinin Eserleri:

Müntehabat-ı Eş'arım ( şiir), Şair Evlenmesi (Tiyatro), Tercüme-i Manzume ( çeviri şiirler... (Devam)
Diğer Konular 18 Nisan 2013 Yorum yok
Sıra Noktalar
SIRA NOKTALAR (...,...)

1. Dilimizde, bir yazıdan aktarma yapılırken alınmayan, belirtilmeyen bölümlerin yerine kullanılır.

....Akşam, yine evde yalnızdı. (Devam)
Diğer Konular 21 Haziran 2013 Yorum yok
Sıralı Cümle
SIRALI CÜMLE

En az iki bağımsız cümlenin sıralanmasıyla oluşan, aralarındaki anlam bağıntısı olan, virgül ya da noktalı virgülle ayrılan cümlelere "sıralı cümle" denir.

- Beni uzaktan gördü; // yanıma yaklaştı// elimi sıktı.

1 .bağımsız cümle 2.bağımsız cümle 3.bağımsız cümle.

â–¡ Sıralı cümlelerdeki bağımsız cümleler, basit ya da birleşik cümle olabilir.

- Onun konuşmasından hoşlanır. // sadece dinlerdi.

1.cümle (bileşik cümle)

2. cümle (basit cümle)

* Sıralı cümleler, ortak öğeli olabilir. Bu tür cümlelere, bağımlı sıralı cümle denir.

- Bu dallarla kendimize atlar yapar. // cirit oynardık.

- Okula hep gelirim, giderim. (Devam)
Diğer Konular 13 Mayıs 2013 Yorum yok
Sokakta
Eser Hakkında:

Eser, 1975 yılında Peyami Safa Roman Yarışması'nda Başarı Ödülü almıştır. Konusunu son yüz elli yılın toplumsal yaşamından almıştır. Bir sokak çerçevesinde insanlardaki de­ğişim ve aldatılmış insanlığın dramı ele alınmıştır. Bahaettin Özkişi, Sokakta romanında, manevi değerleri hiçe sayan materyalizmin ülkeyi istilası an­latılmaktadır. Cin ve şeytanlar gibi fantastik öğelerin bulun­duğu romanda millî değerler ve inançların yok oluşu mühim bir yer tutar.

Sokakta Kahramanları (Kişileri):

Onlar: Kötülüğü simgeleyen ve eserde sokaktan başla­yarak bütün dünyanın aldığı korkunç durumun nedeni ola­rak gösterilen, ateşten yaratılmış cin ve şeytan mahlukatı.

Komiser: Romanda, sözü geçen mahallede yetişmiş, eğitim için bir süre buradan ayrılmış, devleti temsil eden bir ki­şi. Daha sonra ahlaki ve millî değerlere, geçmişindeki bağla­ra inanır.

Çocukluk arkada... (Devam)
Diğer Konular 01 Temmuz 2013 Yorum yok
Sol Ayağım
KONUSU: Doğuştan özürlü olan bir çocuğun, özellikle an­nesinin çabası ve yardımlarıyla, içindeki yaratıcı yeteneği kullana­rak, hayata karşı verdiği tutunma mücadelesi anlatılmaktadır.

 

"A" Harfi:

 

5 Haziran 1932'de hastanede doğdum. Toplam yirmi iki çocuğu olan ve bunların on üçü yaşayan, bir ailenin çocuğuydum. Dört aylıkken, annem kafamın kendiliğinden arkaya düştüğünü fark etmiş. Zamanla, ellerimin her zaman arkaya doğru bükük ve sıkılı; çenemin kilitli olduğu; bir yastık olmadan oturamayacağım ortaya çıkmış. Beni, hastanelere ve kliniklere taşımaya başlamış­lar. Bütün doktorlar, "ümitsiz vaka" olarak karar vermişler. Annem ise bir türlü bu durumu kabullenememiş. Dört yıl su gibi geçmiş, beş yaşıma basmış olmama rağmen, halen yeni doğmuş bir bebek gibi yardıma muhtaçtım. Duvarcı ustası olan babam işe gittiğinde, annem, benimle diğer kardeşle­rim arasında oluşan d... (Devam)
Diğer Konular 26 Haziran 2013 Yorum yok
Sunum
SUNUM: Güncel herhangi bir konu hakkında herhangi bir grup ya da topluluğa bilgi vermek amacıyla yapılan etkinliklerin tümüne verilen addır. Sunum zamanımızda gruplara ve topluluklara hitap edebilmek için kullanılan en önemli sözlü anlatım türleri arasında yer alır. Aslında yapılan bütün etkinlikler, törenler veya toplantılar sunumun çerisine girer. O halde konferanslar, sempozyumlar, dini ve resmi bayramlardaki kutlamalar vs. birer sunumdur.

Sunum önceden hazırlanmış ve planlanmış bir konunun etkili ve anlaşılır biçimde dinleyicilere aktarılmasıdır. Teknolojik gelişmelerle bir hayli çeşitlenen sunumlarda amaç bir meseleyi anlatmak ve konu hakkında dinleyicileri ve izleyicileri bilgilendirmektir. Bu yüzden sunum hazırlanırken ve sunulurken şu noktalara dikkat etmek gerekir.

Sunumdan Önce;

 Sunum için güncel bir konunun belirlenmesi gerekir. Toplumun yoğunlaştığı bir konunun seçilmesi sunumu daha etkili kılar.

... (Devam)
Diğer Konular 08 Nisan 2013 Yorum yok
Suyu Arayan Adam
Aydemir, Suyu Arayan Adam isimli eserinde, çocuklu­ğundan itibaren hayat hikâyesini ayrıntılı bir şekilde anlat­mıştır. Eser birçok açıdan dikkati çekmiş ve çok okunmuştur. Eserin okunmasında hem kullanılan dil ve üslup hem de ya­zarın hayat hikayesinin çok renkli olması etkili olmuştur. Ya­zar, eseri çok samimi ve duru bir Türkçe ile kaleme alır. Edirne'de dünyaya gelen yazar, hayatının değişik dönemlerinde farklı siyasi görüşleri benimser, Soğuk Savaş döneminde İde­alleri uğruna yolculuklar yapar, yargılanır, hapis yatar, devlet kademelerinde görevler yapar ve sonunda emekli olur. İşte yazar bütün bu yaşadıklarını, hayallerini, düşüncelerini ve se­yahatlerini çok başarılı bir şekilde anlattığı için eser çok okun­muştur.

Eserden bazı bölümler şöyledir: Ergenekon, Şu Bilinme­yen Anadolu, Kızıl Elma, Rus Ovası ve Rus Mistiği, Çin Asrı, İnkılabın Emrinde, Toprağa Dönüş.. Konulardan da anlaş... (Devam)
Diğer Konular 12 Haziran 2013 Yorum yok
Tanrı Misafiri
TANRI MİSAFİRİ REŞAT NURİ GÜNTEKİN

(26.11.1889)-(07.12.1956)

 

Tanrı Misafiri:

 

Hoca Ali Efendi,, Bursa'daki konağında, Mangal başında, ak­şam kahvesini içerken kapı çaldı. Gelen kişi, kendisini, Muğ­la'dan, Hoca Ali Efendi'nİn arkadaşı rahmetli Hacı Hafız'ın oğlu Hafız İlyas olarak tanıtınca, içeri buyur edildi. Hafız İlyas, kendi­sine gösterilen sedire oturmayıp, kapının dibindeki bir şilteye usulca ilişiverince, Hacı Ali Efendi, iki gün evvel belediye mecli­sinde medreseden yetişenler aleyhinde söylenen sözleri hatırla­yıp:

"...Herifler, dedeniz yaşında adamlara karşı, bacak bacak üstüne atıp ötmesini bilirsiniz. Gelin de gözlerinizle görün.. Medresede oku­muş adamın terbiyesi bakalım hanginizde var?" diye söylendi.

Hoca Alî Efendi'nİn babası zamanında konaklarında çifter çifter kazanlarda yemekler pişirilir, gelene gidene yedirilirdi. Hacı Hafız'ın da babasının yanında... (Devam)
Diğer Konular 04 Nisan 2013 Yorum yok
Tanzimat Dönemindeki İlkler
Bu dönemde Türk edebiyatında ve kültüründü birçok ilkler yaşanmıştır.

1) İlk Gazeteler:

a) Takvim-i Vekayi (1831 ) : ilk resmi Türk ga­zetesi

b) Ceride-i Havadis (1840 ): ilk yarı resmi ga­zete.

c) Tercüman-ı Ahval ( 1860 ) : İbrahim Şinasi ve Agah Efendi tarafından çıkarılan ilk Türk gazetesi

d) Tasvir- i Efkar (1862) : Bu gazeteyi Şinasi yalnız çıkarmış, yurt dışına çıkmak zorunda kalınca Namık Kemal' e devretmiştir.

e) Hürriyet (1868 ): Namık Kemal ve Ziya Paşa Londra'da çıkarmıştır.Muhbir ( 1866 ), Basiret ( 1869 ), İbret (1871), Devir( 1872 ) Tanzimat dönemindeki gazetelerdir.

2. İlk Çeviri Roman: 1859da "Telemak" adlı e-seri, Yusuf Kâmil Paşa, Fenelon'dan çevirmiştir.

3. Edebiyatımızda ilk roman : Şemsettin Sami tarafından 1872'de yayımlanan "Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat,

İlk edebi roman : Namık Kemal tarafından 1876'da yazılan "İntibah".

5. İlk realist romanlar: Samipaşazade Seza... (Devam)
Diğer Konular 14 Haziran 2013 Yorum yok
Tevfik Fikret
(1867-1915)

Türk şiirinin çağdaşlaşmasında, yeni bir kimlik kazanmasında önemli bir dönüm noktasıdır. Galatasaray Lisesi'nde ( Mekteb-i Sultani) okumuş, burada Recaizade Mahmut Ekrem, Muallim Naci gibi dönemin ünlü edebiyat öğretmenlerinin öğren­cisi olmuştur. Recaizade Mahmut Ekrem'in desteğiyle, Servet-i Fünun dergisinin başına getirilen sanatçı, çeşitli memurluklarının ardından, yine Galatasaray Lise­si'nde öğretmenlik yapmıştır. Derginin kapatılması üzerine bebek'teki "Aşiyan" adını verdiği evine çe­kilmiş; bu arada Galatasaray'daki görevini sürdür­müştür. Sanatının ilk yıllarında, Divan edebiyatı etkisinde şiirler yazan Tevfik Fikret'i , Servet-i Fünun Edebiyatı döneminde bireysel duyarlıklarının ozanı olarak görüyo­ruz. Bu dönemde Türkçe'yi aruz vezninde başarılı bir biçimde kullanmış, şiiri düzyazıya yaklaştırmış, eski nazım biçimlerini bırakarak Batı'dan alınma sone ve terzarimayı ... (Devam)
Diğer Konular 14 Mayıs 2013 Yorum yok
Tiryakı Sözleri
TİRYAKI SÖZLERİ

KONUSU: Hayat, sadece kendi yaşadıklarımız olsa idi, pek bir anlam ifade etmezdi. Bizim dışımızda yaşayan milyarlarca insan ve sayısız nesne vardır. Bunların gözlemlenmesi, tecrübe birikiminin aktarılması bir iletişim ve paylaşma olayıdır. Cenap Sahabettin, Türk düşünce ve edebiyat dünyasında i-sim yapmış bir kişi olarak, birikimlerini diğer insanlarla paylaş­mak için, bu kitabı yazmıştır. Burada, özdeyiş diye nitelendirdiği­miz sözlerin, belki bir kısmı başkaları tarafından yazılmış olup, yazar tarafından beğenİldiği için bizlere aktarılmak istenmiştir. Bir kısmı ise, y t arın kendi hayatının özümlenmesi olarak bizlere naklettiği sözlerdir. Bir bütün olarak ele aldığımızda, günlük hayatımıza yön ve­recek her türlü özdeyişi bu kitapta bulabiliriz. Kitaptaki sözlerin tamamını ele alıp, yorumlamak mümkün değildir. Bu nedenle içinden bir seçki yapmaya çalışarak, sizlere sun... (Devam)
Diğer Konular 13 Nisan 2013 Yorum yok
Üç Nokta
ÜÇ NOKTA (..)

1. Tamamlanmamış yargıların sonuna konur:

- Sağda iki katlı bir ev.. Arkasında bir fabrika..

2. Benzer örneklerin sürebileceğini göstermek için kullanılır:

- Neler vardı neler.. İpek, altın, gümüş...

3. Söylemek istenmeyen sözün yerine kullanılır:

- Parayı çalanın S.. olduğunu söyledi. (Devam)
Diğer Konular 31 Mart 2013 Yorum yok
Ulama
Ünsüzle sonlanan bir sözcükten sonra ünlüyle başlayan bir sözcük gelince ünsüzle ünlünün bir hece gibi bağlı okunmasına "ulama" denir.

Arabanın önüne çıkan adam az daha eziliyordu.

Noktalama İşareti varsa ya da ulama yapılınca anlam değişikliği olacaksa, ulama yapılmaz.

İhtiyar, elindeki paketi zor taşıyordu. (Ulama yoktur)

Sözcüğe gelen ek yok. (gelenek) (Ulama var)

Oraya varsak aryayı gösteririm. (Ulama var) (Devam)
Diğer Konular 17 Haziran 2013 Yorum yok
Uluç Reis
Bu roman Halikarnas Balıkçısı'nın yazdığı tarihi roman olarak en gerçekçi romanlardan biridir. Yayımlandığı dönemde Aganta Burina Burinata kadar ilgi görmüştür.

Uluç Reis Konusu:

16. yy'da, cihan hakimiyetini elde etmeye çalışan Osmanlılar ile onu engellemeye çalışan Avrupalıların denizlerde­ki mücadeleleri anlatılmaktadır.

Uluç Reis özeti

 Anadolu kıyılarının karşısındaki bütün adalar, hatta Anado­lu kıyılarının çoğu uç noktalan. Sen Jan şövalyelerinin ellerindeydi. Bu haçlı şövalyeleri, dini taassupları dolayısıyla, ne kadar Türk öldürürlerse o kadar çok sevap işlediklerine inanırlardı..

1557 yılının Haziran ayı içinde, Sen Jan şövalyelerine ait, Fransız Dük Da Loren'in komutasındaki beş kadırgalık filo, Türk kanı içmek, Türkleri öldürmek için Malta'dan demir aldı. Yolda, önlerine çıkan bir Türk ticaret gemisi ve Türk yolcu gemisine saldırarak ele geçirdiler. Gemi Kaptan... (Devam)
Diğer Konular 22 Nisan 2013 1 yorum
Yapılarına Göre Cümleler
1. Basit Cümle
İçinde tek bağımsız yargı anlatan cümlelerdir.
Örnek: Biz, sizi başkanlığa seçtik.
2. Bileşik Cümle
Birbiriyle ilgili birden çok yargıyı içinde barındıran cümlelerdir.
Örnek: Okulda çalışmak istiyordu.
Cümlede çalışmak ve istemek eylemleri vardır.
Yan cümle: okulda çalışmak, temel cümle: istiyordu.
a) Girişik Cümle
Yan cümleciği esas cümlenin herhangi bir öğesi olan cümlelerdir.
Örnek: Bu konuyla kimin ilgilendiğini merak ediyormuş.
b) Kaynaşık Cümle
Bir cümlenin, başka bir cümlenin öğesi olması halinde kaynaşık cümle meydana gelir.
Örnek: Aynur: "Ben iyiyim" dedi.
c) Şartlı Cümle
Örnek: Islandıysan üstünü değiştir.
d) Soru Edatıyla Kurulan Cümle
Örnek: Gökyüzü bulutlandı mı içim kararır.
3. Sıralı C&uum... (Devam)
Cümle Çeşitleri 03 Kasım 2012 Yorum yok
Yapısına Göre Cümleler

YAPI BAKIMINDAN CÜMLELER
1. Basit Cümle2. Birleşik Cümlea. Girişik Birleşik Cümleb. İç İçe Birleşik Cümlec. İlgi Cümlesid. Şartlı Birleşik Cümle3. Sıralı Cümleler4. Bağlı Cümle1. "ki"li Bağlı Cümleler 2. Diğer Bağlaçlarla KurulanlarSonuç

Cümleler, bildirdikleri yargı sayısına ve öğelerin yüklemle olan ilişkisine göre çeşitlere ayrılırlar.
Cümlede bir ya da birden fazla yargı vardır. Başka bir deyişle birden fazla cümle bir araya gelip bir cümleymiş gibi görünebilir.
Bir ceylan gibi ürktü. Tek yargıSevincinden ne yapacağını şaşırmıştı. İki yargıBu tür cümlelerde bazı öğeler ortak olduğu gibi öğelerin tamamı farklı da olabilir. Bu cümleler birbirlerine bazı bağlaçlar yardımıyla bağlanabildiği gibi anlam bakımından da bağlanabilirler.
Saatine baktı ve... (Devam)
Cümle Bilgisi 15 Aralık 2012 Yorum yok
Yazı Dili
Yazı Dili: Düşünce ve duyguların bir kişi ya da insan topluluğuna yazılı bir şekilde aktarılmasına denir. Yazı dili bir dile ait olan bir ağzın ya da şivenin zaman içerisinde ortak hale gelmesiyle oluşur. Bizim dilimizde İstanbul ağzı ortak (yazı dili) dil haline gelmiştir.

- Yazı dili ortak bir dildir.

- Yazı dilinde yazım ve noktalama önemli bir yer tutar.

- Planlı bir iletişim olduğu için dil yanlışı (anlatım bozuklukları) yapılmaması gerekmektedir.

- Yazı dilinde sanatsal imgeler daha fazla olduğu için dile hâkim olmak şarttır. (Devam)
Diğer Konular 11 Nisan 2013 Yorum yok
Z Sözlüğü (Deyim)
Zahmet çekmek : Sıkıntıya, zorluğa katlanmak, Zahmete girmek: Biri için yorgunluğa, sıkıntıya fcatfatimak.

Zahmele sokmak (birini) : Ona kendisi, işi için yorgunluk ¦yarmak,

masraf eftifmek.

Zamana bırakmak (bir şeyi): Bir şeyin daha iyi olabilmesi için uy-

gun durum ve koşulların oluşmasın! beklemek

Zamana uymak: Genel olarak yaşayışını içinde bulunulan zamanın gereklerine uydurmak;

Zamane çocuğu: Yaşanılan zamanın gereklerine uygun davranan genç, çocuk

Zaman kazanmak: bk Vakit kazanmak.

Zaman Öldürmek: bk. Vakit öldürmek.

Zaman zaman : Belli olmayan zamanlarda, ara sıra, kimi zaman.

Zam gelmek (bir şeye) : -1. Bir malın satış fiyatı artmak. -2. Bir mad­denin satış fiyatı artmak

Zam görmek: -1. Ücreti, maaşı artmak. -2. Bir maddenin satış fiyatı

artmak

Zapturapta (zapturapt altına) almak fbir şeyi): Düzenli olmasını "sağlamak.

Zarara sokmak (birini): Onun zarar görmesine yol açmak... (Devam)
Diğer Konular 26 Mart 2013 Yorum yok
Toplam 3 sayfa, 3. sayfadasın: Önceki, 1, 2, 3
Popüler Sayfalar:
Son Ziyaretler:
Coğrafya Sitesi Tarih Sitesi Matematik Sorusu