EtiketŞu anda giriş konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 44 içerik bulunuyor.
I ' İ Sözlüğü (Deyim)
I

Ikınıp sıkınmak : Bir iş yapabilmek için kendini çok zorlamak.

Irz düşmanı: Başkalarının namusuna göz diken ve isteğini yasa ve ahlakdışı yollarla sağlamaktan çekinmeyen kimse.

Irz ehi: Namuslu (kimse).

Irzına geçmek (ırzını bozmak) : -1. Zor kullanarak bir kimseyle cinsel ilişkide bulunrriak. -2. Bir şeyi bozmak, yozlaştırmak.

Isıtıp ısıtıp Önüne koymak (bir şeyi) : Daha önce söz konusu olan bir konuyu ikide bir gündeme getirmek. (Kars. Temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp öne sürmek.)

Iska geçmek (birşeyi) : -1. Hedefi tutturamamak. -2. Önem verme­mek, üzerinde durmamak, atlamak.

Iskartaya çıkarmak (bir şeyi) : Onu işe yaramaz duruma geldiği için aytnp bir kenara koymak.

Istırap çekmek: -1. Bir aayı yaşamak. -2. Üzülmek.

Istırap vermek (bir şey, birine) : -1. O şey o kimsenin acı çekmesine yol açmak. -2. O şey, o kimseyi üzmek.

Işığın altında : Bir durum ya da düşüncenin bell... (Devam)
Diğer Konular 23 Nisan 2013 Yorum yok
İstiklal Marşı ile İlgili Düşünceler
İSTİKLAL MARŞI İLE İLGİLİ SON SÖZ

Ünlü Fransız fikir adamı Volter, bizim için şöyle söylemiştir: "Türklerin sanatı liderliktir."

Evet, ne yazık ki, tarihinin hemen her döneminde emperya­list batı ile savaşmış bulunan, vermiş olduğu eşsiz kurtuluş savaşı ile bütün dünyadaki mazlum milletlere örnek olmuş olan, taraflı tarafsız, dost düşman hemen herkesin hayranlığını kazanmış bulunan bu yüce milleti, tıpkı, bundan iki yüz yıl, yüz elli yıl, yüz yıl önce olduğu gibi bugün de bölmeye, parçalamaya çalışmakta bu vatanı elimizden almaya çalışmaktadırlar. Bu bir paranoya değil, gerçeğin ifadesidir. Girmek için can attığımız AB'nin bize karşı ne kadar art ni­yetli olduğu son gelişmelerle iyice açığa çıkmıştır. Avrupa'da yayınlanan dergi ve gazetelerde, Türkiye'nin Avrupa Birliğine girme girişimleri alaya alınmakta, yapılan karikatürlerde, köpek kapısından girmeye çalışan Türk görüntü... (Devam)
Diğer Konular 28 Nisan 2013 Yorum yok
Karartma Geceleri
Eser Hakkında 

Eser, İstanbul'un İkinci Dünya Savaşı zamanını ele almaktadır. Kentte baskın tehlikesine karşı geceler karartılmaktadır. Şehirde sağcı solcu davaları ve sıkıyönetim de baş göstermektedir. Karartma Geceleri romanının ana kahramanı olan Mustafa Ural, böyle bir dönemde yazdığı kitaplardan dolayı tutuklanan bir aydın olarak ele alınır. Biyografik özel­likler taşıyan Rıfat Ilgaz'ın bu romanında bir aydın kişinin fikirlerinden dolayı düştüğü sıkıntılı durumlar ve savaş dönemi İstanbul'unun siyasi, ekonomik or­tamı çarpıcı bir şekilde sunulmaktadır.

Karartma Geceleri Kahramanları (Kişileri):

Mustafa Ural: Yıllarca öğretmenlik yapmış, mesleğine derinden bağlı bir toplumcudur. Dönemin solcu kesimiyle benzer düşünceler paylaşır. Kitapları yüzünden tutuklanan aydınları temsil eder.

Şükran Hanım: Mustafa Ural'in karışıdır. Derleme mü­dürlüğünde çalışan bir memurdur ... (Devam)
Diğer Konular 06 Mayıs 2013 Yorum yok
Kayıp Aranıyor
Kayıp Aranıyor Kahramanları (Kişileri)

Cemal: Nevin ile aynı köyde yaşa­yan, sıradan bir balıkçıdır. Çoğunlukla argo kelimeler kullanan, pervasız, tam bir halk insanıdır. Nevin'le bir ara aşk mace­rası yaşar.

Nevin: Romanın ana kahramanıdır. Konsolos Vildan Bey'in kızıdır. Batı memleketlerinde öğrenim görmüş, çevresine göre oldukça serbest, biraz erkek mizaçlı bir kadındır. Boşanmıştır ve kimlik arayışına girmiştir.

Konsolos Vildan Bey: Güzel ve heyecanlı bir gençlik dönemi yaşamış, emeklilik zamanında da o günlerini anımsayarak yaşayan, geniş düşünceli, Batılı bir burjuva adamıdır.

Özdemir: Nevin'in kocasıdır. Gazetecilikle geçimini sağlamaktadır. Romanda daha çok eşiyle ilişkisi üzerinde durulmuştur. Eşini ihtiyaç duyduğu bir nesne gibi gören, hissiz ve arzularına düşkün bir adamdır.

Biletçi Çocuk: Halktan bir başka kesimi simgeler. Yeni yetişmekte olan, şehir içinde köy k... (Devam)
Diğer Konular 16 Mayıs 2013 Yorum yok
Kelile ve Dimne
Eser Hakkında: 

Hükümdarlar için hazırlanmış olan ah­lakla ilgili bir Hint masal kitabıdır. Beydeba tarafindan kaleme alınmıştır. Kelile ve Dimne ismi masalın iki baş kahramanı, yani iki çakal olan Kalilag ve Damnag'dan adını almıştır. Bu masal kitabı öncelikle Sanskritçe'den Pehleviceye ve Pehleviceden Arapçaya tercüme edilmiştir. Ardından Batı dillerine de çevrilen eser, hem Doğuda hem Batıda büyük bir rağbet görmüştür.

Hikâyeler Bin bir Gece Masalları'nda olduğu gibi iç içe girmiş çerçeve hikayelerden oluşur. Pança-Tantra beş bölüm­le bir girişten müteşekkildir. Her bölümde bir çerçeve hikaye, onun içinde de hikâyecikler, manzum hikmetler vardır. Hikâ­yenin yazılış gayesi, Mehapur hükümdarının tembel üç şeh­zadesini adam etmektir.

Kelile ve Dimne bölümleri:

I. Bölüm: Dostluğun bozuluşu. Kahramanlar: Kral Aslan, müşaviri boğa ve nedimleri iki çakal. Doğu dillerine çevrilir­ken es... (Devam)
Diğer Konular 29 Haziran 2013 Yorum yok
Maniler
Mâni sözcüğünün "mana" kelimesinden türediği görüşleri vardır. Maniler dört dizeden oluşan, genellikle yedili hece ölçüsünde, aaxa şeklinde kafiyeli manzum bir edebiyat türü­dür. Ülkemizin bir çok yöresinde, eğlence günlerinde, dü­ğünlerde, bayram vb. anlarda hemen bir mani söylenir. Da­ha önceden öğrendiği, bir kültürel miras olarak koruduğu bu mâni, hemen herkes tarafından kolayca anlaşılır. Dili sade ve akıcıdır; içinde halkın anlamayacağı yabancı kökenli kelime­ler yoktur. Manilerde üçüncü dizenin uyak bakımından ba­ğımsız olması mani yakıcıya kolaylık sağlar. İlk iki dize giriş ni­teliğindedir. Dörtlüğün anlam yükünü üçüncü ve dördüncü mısralar taşır. En güzel maniler ilk dizesiyle son dizesi arasın­da gizli bir mana kurabilen mânilerdir. Böylece iç dünya ile dış âlem kaynaştırılabilir. (Devam)
Diğer Konular 19 Haziran 2013 Yorum yok
Mehmet Akif Ersoydan Seçmeler
MEHMET AKİF ERSOY'DAN SEÇMELER

İstiklal Marşı'mız. Her dinlediğimizde tüylerimizi diken di­ken eden, geçmişte yaşadığımız o acı günleri, birer hayal perdesi gibi gözlerimizin önünden resmigeçit yaptıran duygular manzu­mesi.. İstiklal Marşımız..Aziz ecdadımızın kanıyla, canıyla, dişiyle, tırnağıyla vermiş olduğu kurtuluş savaşımızın muhteşem hatırası.. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra elimizde kalan son vatan parçası Anadolu, düşmanlar tarafından İşgal edilmiş, ezan sesleri susmuştu. Türk milleti tarihinin en karanlık günlerini yaşıyordu. Türk ordusu milleti ile bütünleşerek dört koldan yurdumuza saldıran düşmanlara karşı bîr ölüm-kalım savaşma girişti. İstiklal Marşı, Türk milletinin yürüttüğü bu kahramanca mü­cadeleyi dile getirmek, ordumuzun manevi gücünü yükseltmek amacıyla yazıldı. Milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY tarafından yazılan istiklal Marşı, 12 Mart 1921 tarihinde Tür... (Devam)
Diğer Konular 06 Nisan 2013 Yorum yok
N Sözlüğü (Deyim)
Nabzı durmak: Ölmek.

Nabzına göre şerbet vermek : Birinin hoşuna gidecek, gururunu ok­şayacak davranışlarda bulunmak.

Nabzını yoklamak : Bir kimsenin eğilimini ve ereğini anlamaya çalış­mak.

Nafile yere: Boş yere, boşu boşuna; yok yere.

Nağme yapmak : -1, Bildiği bir şeyi bilmez gibi görünmek. -2. Birini güzel sözlerle aldatmaya çalışmak.

Nah kafa : "Akılsız, kafa kafa değil ki." anlamında birinin aklını hafifse­me yollu kullanılır.

Nal deyip mıh dememek: Düşüncesinde direnmek.

Nalıncı keseri gibi kendine yontmak: Yalnız kendi çıkarını gözet­mek; kendine yontmak.

Nalları dikmek : (Hayvan ya da değer verilmeyen kişiler için) ölmek.

Namazında niyazında (namazı niyazı yerinde) : Dini görevlerini tam olarak yerine getiren kimse.

Namus belası: Namusunu ya da toplum İçindeki değerini korumak için kişinin kabullendiği zarar, katlandığı sıkıntı.

Namus sözü : Bir şeyi yapacağına dai... (Devam)
Diğer Konular 26 Mart 2013 Yorum yok
O-Ö Sözlüğü (Deyim)
O bu : Herkes, öteki beriki (Kars. El İtern.)

Ocağına düşmek : Bir kimseye korunması için sığınmak ya da ondan

yardım istemek.

Ocağına incir dikmek, (ocağına darı akmak, ocağını söndürmek): Bir insana büyük kötülüklerde bulunmak, evini barkını, soluğunu ço­cuğunu yok etmek, darmadağın etmek.

Ocağını söndürmek : Evinin, ailesinin dağılmasına yol açmak.

Odsuz ocaksız: Çok yoksul, aç ve barın aksız.

Oflayıp puflamak : Herhangi bir şey ya da kimseden ötürü büyük sı­kıntı duymak.

O gün bugün: Söz konusu durumun olduğu günden bu yana.

Oh canıma değsin :Birinin başına gelen kötü bir olaydan duyulan se­vinci anlatır.

Oh çekmek : Bir başkasının düştüğü kötü bir duruma sevinmek.

Oh demek: Sonunda rahata kavuşmak, rahat bir duruma geçmek.

Oh olsun : Söz dinleyemeyerek,, yanlış işler yaparak kötü duruma dü­şenlere "Çok iyi olmuş." anlamında söylenir.

Okkalı kahve ... (Devam)
Diğer Konular 12 Haziran 2013 Yorum yok
Ölümsüz Aile
ÖLÜMSÜZ AİLE

 

Kasabanın girişinde Foster'lere ait, üzerinde sanki dersin "Bana girmeyin" diye levha bulunan, kare şeklinde bîr ev ve bir koru vardır. Bu koruya da şimdiye kadar hiç kimse gitmemiştir. Evin tek çocuğu VVinnie de oraya hiç gitmemiştir. Zaten, buraya birileri girmiş olsa idi, ortadaki dişbudak ağacının kökleri arasın­dan çıkan küçük pınarı, çakıl taşlarıyla gizlenmiş olmasına rağ­men bulacaklardı. İşte o zaman öyle büyük bir felâket olurdu ki; bu ihtiyar ve yorgun dünya, ateşten çekirdeğine kadar zangır zangır titrerdi.

 

Ağustosun ilk günlerinden birinde, bayan Mae Tuc erken uyandı ve yanında uyuyan kocasına bakarak "Çocuklar yarın eve gelecekler" dedi. Agnus aniden uyandı ve "Benİ niye uyandırdın, hepimizin cennete gittiği o rüyayı görüyordum" deyince, kadın "Sü­rekli o rüyayı görmenin ya yararı var ki? Nasılsa hiçbir şey değişmeye­cek" diyerek cevap verdi. Sonra ye... (Devam)
Diğer Konular 10 Mayıs 2013 Yorum yok
Osmancık
OSMANCIK

KONUSU: Osmanlı Devleti'nin kuruluşu anlatılmaktadır.

â–  â– 

BİRİNCİ BÖLÜM: "Gün Doğmak İçin Batar"

Osmancık hasta yatağında, Bursa'nın alınmasını beklemekte, Bursa'ya gömülmek için, azraile karşı direnmektedir. Birazdan.müjdeyi alınca, rahatlayıp huzura kavuşur. Gözlerini kapatınca başında duranlar "uyudu" derler. Oysa, o uyumamış, hatıralara dalmış, hayatının ilkbaharına gitmiştir.

İlkbahar Selleri:

Çocukluğunda ve delikanlılığında ele avuca sığmazdı. Gü­cünün, kuvvetinin sahibi değil; gücü, kuvveti onun sahibiydi. Ağabeyleri Gündüz ve Sava'ya hayrandı. Şeyh Edebali ile tanı­şınca hayatının şekli tamamen değişti.

Oturmuş, ta Amuderya'dan Söğüt'e kadar olan yolun uzun­luğunu hesaplıyor, dünyanın ne kadar büyük olduğunu düşünü­yordu. Edebali ona ne düşündüğünü sorunca, aynı şeyleri söyle­di. Edebali de ona: "Dünyayı büyük gösteren bizim küç... (Devam)
Diğer Konular 30 Nisan 2013 Yorum yok
Paragraf Yapısı
Paragrafta Dil ve Düşünce Akışı
Bir paragrafta dilin bağlayıcı öğeleri ve düşünce bütünlüğü çok önemlidir.
Eğer bir paragrafta düşüncenin yönü birden değişmişse ve bağlayıcı öğeler (özellikle bağlaçlar) paragrafın ana çizgileriyle uyum içinde değilse paragrafta bir aksaklık var demektir.
Paragrafta Yapı
Bir paragrafta; giriş, gelişme, sonuç bölümleri ile karşılaşırız.
Giriş Cümlesi
1. Konunun ortaya konulduğu cümledir.
2. Genelden özele (tümdengelim) yöntemiyle ortaya konuşmuş paragraflarda konu cümlesi (giriş cümlesi) ana düşünceyi de yansıtır.
3. Tümevarım (özelden genele) yöntemiyle ortaya konulmuş paraflarda giriş cümlesi bize sadece konuyu bildirir.
4. Dil ve düşünce yönünden bağımsızdır. Yani kendinden önceki c&uu... (Devam)
Paragraf 03 Kasım 2012 Yorum yok
Parağrafta Yapı
Paragraf, bir metnin en küçük düşünce birimidir. Parağraf; konu, ana fikir ve yan düşüncelerden meydana gelir. Bu nedenle paragrafta yer alan düşünceler arasında bir zincirin halkaları gibi bir ilişki vardır. Paragrafta her cümle kendinden önceki cümlede vurgulanan kavramı açıklar.

Giriş Bölümü: Paragraftaki konuyu, bakış açısını belirten cümle ya da cümlelerdir. Çoğu kez ilk cümledir. Bu cümlelerde bağlantı öğesi yoktur. Bağlantı Öğesi, bir cümleyi kendinden önceki cümleyle bağlayan sözcüklerdir. Bunlar; "ise, kimi, birde, bunun için, oysa, ve, ile..."

Gelişme Bölümü: Konunun örnek, alıntı, karşılaştırma gibi yöntemlerle geliştirildiği, düşüncenin somutlaştırıldığı cümlelerdir.

Sonuç Bölümü: Paragrafta anlatılanların özetlenip sonuçlandirildiği, çoğu zaman ana düşünceyi veren cümle ya da cümlelerdir. : -

Örnek 1:

Özgür insan, kitapların ürünüd... (Devam)
Diğer Konular 30 Mayıs 2013 Yorum yok
Robın Hood
ROBIN HOOD

KONUSU: Robin Hood, tıpkı biztm KÖroğlu gibi, haksızlara ve zalimlere karşı çıkmakta, zenginden alıp fakire vermektedir.

Robin Hood'un Kanun Kaçağı Oluşu:

Robin, on sekiz yaşırfda, gücü kuvveti yerinde, gayet iyi ok kullanabilen^ bîr gençtir. Nottingham Şerifi'nin düzenlemiş oldu­ğu bir okçuluk yarışmasına katılmak için ormandan geçerken, ormancılar kendisine laf atarlar ve aralarında çıkan hır gür sonu­cu, iJRobin bir ormancıyı oklayarak öldürmek zorunda kalır. Yap­tığı işe çok pişman olmuştur amma, iş işten geçmiştir. Ölen or­mancı, Nottingam Şerifi'nin akrabası olduğu için, Şerif Robin'in yakalanması işine Özel bir İlgi gösterir. Amacı, hem akrabasının intikamını almak, hem de iki yüz pound tutarındaki ödülü elde etmektir. Bu olay üzerine kanun kaçağı durumuna düşen Robin, bir yıl boyunca Shenvood ormanına saklanın ve çevresine, çeşitli sebep­lerden dolayı, büyük bir ... (Devam)
Diğer Konular 08 Nisan 2013 Yorum yok
S-Ş Sözlüğü (Deyim)
S

Saati saatine : Tam zamanında, na onca, ne sonra.

Saati saatine uymamak : Durumu, tavırları sık sık değişmek bir öyle böyle olmak; bir saati bir saatine uymamak.

Saat tutmak : Bir işe başlama saatini aynntyîa saptamak ve bitinceye kadar geçecek zamanı belirlemek için sürekti olarak ya da sık ak sa­atine bakmak.

Sabaha çıkmamak: Hasta sabah olmadan ölmek. Sabah akşam: -1. Bir sabah bir akşam dmak üzere. -2. Her zaman, hiç ara vermeden.

Sabahı etmek (bulmak): Akşam başlanan bir iş uğruna bütün geceyi uykusuz geçirmek

Sabahın köründe : Daha ortalık ağarmadan, çok erkenden.

Sabahlar (sabahı şerifler) hayrolsun (hayrola) : Günaydın.

Sabır taşı: Çok sabırlı kimse.

Sabrı taşmak (tükenmek, kalmamak): Artık sabredemeyecek duru­ma gelmek.

Sabun köpüğü gibi sönmek : Gösterişini, görkemini, albenisini en kü­çük bir etkiyle çabucak yitirmek.

Saçı başı ağarmak: Yaşlanmak, ihtiyarlanmak

S... (Devam)
Diğer Konular 10 Haziran 2013 Yorum yok
Şık
Kitap Özeti (Şık özeti- Hüseyin Rahmi Gürpınar) 

Doğuştan aptal denecek kadar saf olan Satırzade Şöhret Bey alafrangalığa özenir. Madam Potiş isminde ahlak bakımından düşkün bir kadına rastlar. Onunla birkaç gün daha yasayabilmek için "İstanbul'da bir eşi daha bulunmaz cerbezede ve kadınlarca eli bayraklı tabir edilen derecenin pek üstünde edepsiz bir kadın olan" annesinin küpelerini çalıp satar ve metresiyle bir lokantada yemek yemeye giderken yanlarına modaya uygun olmak için bir de köpek alırlar. Köpek, başlarına türlü bela getirir. Sokakta öteki sokak köpekleri bunlara hücum eder, iki sarhoş Ermeni külhanbeyi kendi şiveleriyle bunun hakkında iddiaya girişip kavgaya başlarlar. Gittikleri lokantayı köpek altüst eder. Şöhret Bey cebindeki bütün para ile bu ziyanı ödemek mecburiyetinde kalır. Madam Potis'i de eski tanıdığı bir serseri götürür. Geceleyin Madam Potis'in kiracı olduğu eve gidip onu arayan Şöhret... (Devam)
Diğer Konular 09 Mayıs 2013 Yorum yok
Söylev (Nutuk, Hitabe)
Söylev (Nutuk, Hitabe):

Bir konuşmacı tarafından bir yerde toplanmış topluluğa, bir düşünceyi coşkulu bir diile anlatmaya denir. Bunlara, "yaşatıcı yazılar" da diyebiliriz. Öyküleme anlatım biçiminin ağırlıklı kullanıldığı, okuyucunun bilgisini artırmaktan çok hayal dünyasını zenginleştirmeyi amaçlayan yazı türleridir:

Bir gerçeğe inanan bir insanın toplumu bu gerçeğe inandırmak için özünün bütünü ile yaptığı telkin sürecine hitabet; bir fikri, bir davayı karşısındaki insanlara dil ustalığı ile açıklamaya hitabet sanatı; toplum önünde bu konuşmayı yapana hatip; bir insan topluluğuna bir fikri vermek bir ülküyü aşılamak amacıyla söylenen sözlere ise nutuk veya söylev denir.

Hatiplik sanatı, insanlık geçmişinin en eski ve en köklü sanatlarındandır. Bu sanatla peygamberler ve din adamları insanları doğru yola davet etmişler; padişahlar, krallar ve kumandanlar ordularına bu sanatla hükmetmi... (Devam)
Diğer Konular 03 Mayıs 2013 Yorum yok
T Sözlüğü (Deyim)
Tabakhaneye bok mu götürûyorsun? : 'Niçin bu. kadar acele ediyor­sun? İşin çok mu acele, çok mu önemli?" anlamında, alay yollu söy­lenir.

Tabana kuvvet: "Söz konusu yere yayan gitmekten başka çare yok."

anlamında,"

Tabana kuvvet koşmak : Çok hızlı koşmak.

Tabanı yanmış gibi dolaşmak : Sürekli olarak oradan oraya gedmek

Tabanları yağlamak : -1. (Alay yollu) Uzak bir yere gitmeye hazırlanmak -2. Hızlı koşmak, kaçmak

Taban tabana zıt: İki şey, birbirine her yönüyle zıt.

Taban tepmek (patlatmak) : Uzun süre yd yürümek

Tabanvayla gitmek : Yayan gitmek, yürüyerek gitmek

Taç giymek : -1. Tahta geçmek -2. Kral ya da kraliçe seçilmek

Taçsız kral (kraliçe): Bir konuda en üstün başarıyı elde etmiş, ün yapmış kimse.

Tadı damağında kalmak: Bir yiyeceğin tadını ya da iyi yaşanmış bir olayın olumlu izlerini unutamamak

Tadı kaçmak (gitmek): -1. Tatsız bir duruma gelmek -2. Bir şey hoşa gid... (Devam)
Diğer Konular 19 Haziran 2013 Yorum yok
Uluç Reis
Bu roman Halikarnas Balıkçısı'nın yazdığı tarihi roman olarak en gerçekçi romanlardan biridir. Yayımlandığı dönemde Aganta Burina Burinata kadar ilgi görmüştür.

Uluç Reis Konusu:

16. yy'da, cihan hakimiyetini elde etmeye çalışan Osmanlılar ile onu engellemeye çalışan Avrupalıların denizlerde­ki mücadeleleri anlatılmaktadır.

Uluç Reis özeti

 Anadolu kıyılarının karşısındaki bütün adalar, hatta Anado­lu kıyılarının çoğu uç noktalan. Sen Jan şövalyelerinin ellerindeydi. Bu haçlı şövalyeleri, dini taassupları dolayısıyla, ne kadar Türk öldürürlerse o kadar çok sevap işlediklerine inanırlardı..

1557 yılının Haziran ayı içinde, Sen Jan şövalyelerine ait, Fransız Dük Da Loren'in komutasındaki beş kadırgalık filo, Türk kanı içmek, Türkleri öldürmek için Malta'dan demir aldı. Yolda, önlerine çıkan bir Türk ticaret gemisi ve Türk yolcu gemisine saldırarak ele geçirdiler. Gemi Kaptan... (Devam)
Diğer Konular 22 Nisan 2013 1 yorum
Y Sözlüğü (Deyim)
Yabana atmak (bir şeyi) : Onu önemsememek, önemsiz görmek.

Ya bu deveyi gütmeli, ya bu diyardan gitmeli: "Ya buranın koşulları­na uyup çalışırsın ya da buradan gidersin." anlamında, tehdit yollu söylenir.

Ya dayak (sopa) yememiş, ya sayı bilmiyor: Özellikle parayla ilgili bir konuda aşın bir görüş belirten kimsenin bu durumu için söylenir.

Ya devlet başa, ya kuzgun leşe : "Öyle bir işe girişiyorum ki ya başa­rırım ya da yok olur giderim." anlamında.

Yağ bağlamak : -1. Semirmek, şişmanlamak. -2. İçi rahatlamak, sevin­mek.

Yağcılık etmek (birine) : Ona dalkavukluk etmek, onun hoşuna gide­cek sözler söylemek:

Yağ çekmek (birine): Çıkan İçin karşısındakine hep güzel şeyler söy­lemek, onu pohpohlamak.

Yağ döksen yalanır : Çok temiz, tertemiz bir (yer).

Yağ gibi kaymak (gitmek) : (Taşıt, araba) Aksamadan, sarsılmadan hızla gitmek.

Yağlayıp ballamak : Abartılı biçimde-anlatarak övmek.

Y... (Devam)
Diğer Konular 13 Haziran 2013 Yorum yok
Toplam 3 sayfa, 2. sayfadasın: Önceki, 1, 2, 3, Sonraki
Popüler Sayfalar:
Son Ziyaretler:
Coğrafya Sitesi Tarih Sitesi Matematik Sorusu