EtiketŞu anda gelişme konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 37 içerik bulunuyor.
A Sözlüğü Sayfa 2 (Deyim)
Ağzını sıkı (pek) tutmak : Sır vermemek, boşboğazlık etmemek.

Ağzını sulandırmak: İmrendirmek.

Ağzını topla : "Konuşmana dikkat et, terbiyeli konuş!" anlamında.

Ağzını (çenesini) tutmak : İleri geri konuşmamak, sır saklamak.

Ağzını yoklamak : Ağzını aramak.

Ağzı pek (sıkı): Sır saklamayı bilen (kimse).

Ağzı pis : Sövmeyi, açık saçık konuşmayı huy edinmiş .(kimse).

Ağzı sulanmak : Bir şeyi yeme, ya da elde etmek isteği duymak, ona imrenmek. (Kars. Canı çekmek.)

Ağzı süt kokmak : Çok genç, toy, tecrübesiz olmak.

Ağzı teneke kaplı: bk. Ağzı çelikli.

Ağzı var dili yok: Sessiz sedasız, uysal, yumuşak huylu (kimse).

Ağzı yanmak (bir şeyden): O şeyden (ötürü) zarar görmek, olumsuz yönde etkilenmek.

Ağzıyla kuş tutsa : "Ne yaparsa yapsın, en güç işleri bile yapsa da.." anlamında.

Aha gelmek (ah almak, antm almak): Kötülük ettiği bir kimsenin bed­duasına uğramak.... (Devam)
Diğer Konular 27 Nisan 2013 Yorum yok
Anlatım Nitelikleri
-ANLATIM NİTELİKLERİ-

AÇIKLIK:Bir anlatımdan herkes aynı anlamı çıkarabiliyorsa ve aynı anlamda kolayca birleşebiliyorsa o anlatım "açık"tır.Bir anlatımın ikili anlamlar iletmemesi ve kolayca anlaşılabilmesidir.

*ünlü sporcumuzun arka ayak adalelerinde ezilme saptandı.(sıfat yerinde kullanılmam)

*izinsiz inşaata girilmez.(zarf yerinde kullanılmıştır)

*ağzını sıkı tutmama ilişkimizin bozulmasına yaradı(neden oldu - yol açtı)

*yeni yürümeye başlayan çocuklar sık sık düşerler.

*bu romanında derece derece,şen ve akıllı bir genci anlatıyordu.(zarf yerinde kullanılmıştır)

*bu iş kesinlikle olacak galiba .(çelişen sözcük)

*heralde sınavı kazanırım zannediyorum.(" ")

*son sayıda yazdıklarımı okuduysanız konuştuklarımdan bunlar çıkmaz.(" ")

*aşağı yukarı tam bir yıl önce görmüştüm.

*bahçeye ektiğimiz fidanlar tutmadı.(diktiğimiz çizgi anlam inceliğine dikkat edilmiş)

*b... (Devam)
Diğer Konular 09 Haziran 2013 Yorum yok
Bağrıyanık Ömer
BAĞRIYANIK ÖMER

KONUSU: Asıl kahramanı çocuk olan bu romanda, yaşadığı olumsuz olayları, çocuk bilinci ile değerlendirip hayatım devam ettirmeye çalışan Ömer'in ismindeki çocuğun yaşadıkları anlatıl­maktadır. Ana karakteri bir çocuk olduğu İçin, edebiyatımızda ilklerden sayılır.

Bağrıyamk Ömer'in Hikâyesi:

Yaşlı köylü, oralardan geçen yolcuya anlatıyordu:

"Yüzlerce yıl Önceydi. Geçtiğin ovada bir şehir kurulmuştu. Şim­diki bu kurak, çatlak yaylalar vaktiyle bol bağlar, bahçeler, çimenler çiçeklerle süslüydü. Tütmeyen bir ocak, ekilmemiş bir karış toprak, sü­rülmemiş bir dilim tarla bile yoktu. Bağlar arasından ırmaklar geçer, bahçelerden kaynaklar fışkırır, çeşmelerden tatlı sular akardı. Uçsuz bucaksız meralarda otlayan koyunların sayısı bilinmez, saymakla tü­kenmezdi. Halinden şikâyetçi olan kimse yoktu. Komşu köylerden buraya çalışmak için gelen gündelik işçiler, birkaç ... (Devam)
Diğer Konular 08 Haziran 2013 Yorum yok
Batı Etkisinde Türk Edebiyatı
Batı kültürü etkisinde gelişen Türk edebi yatını yeterince kavrayabilmek için, Batı'nın ve Türk top­lumunun Batılılaşma sürecinin iyi bilinmesi gerekir. Çünkü toplumların kültür ve sanatının en temel belirleyicileri toplumsal, siyasal ve ekonomik yapıla­rıdır. Batı etkisindeki Türk Edebiyatı ve sanatçılarına geçmeden Önce 18. Ve 19. yüzyıltardaki Batı ve Osmanlı toplumlarının sözünü ettiğimiz yapılarına değinmekte yarar var: Batı, 18. Yüzyıla kadar gelinlen süreçte, "reform" la dinin yaşamın her alanındaki belirleyiciliğinden kurtuldu. Rönesansia sanatının temellerini buldu. Yani coğrafi keşiflerle, sömürgecilikle zenginleşti. Feodaliteden uiusal devletler yapısına geçti. Bilim­sel buluşların aydınlığına kavuştu. 1789 Fransız Devrimi, bu köklü dönüşümlerin en önemli sonucudur. Bu gelişmelere karşılık Osmanlıda şeriata dayalı ortaçağ yapısı egemendi. Sürekli savaşlar ve iç ayaklanmalarla ... (Devam)
Diğer Konular 22 Mayıs 2013 Yorum yok
Bir Bilim Adamının Romanı
Yazar, bu romanda hocası Mustafa İnan'ın hayatını kaleme almıştır. Bu yüzden biyografik bir eserdir. Romanda fakir bir halk insanı olan Mustafa İnan'ın dünyaca tanınan bir (araştırmacı) bilim adamı olma sürecinde yaşadığı güçlükler ve bu güçlüklere rağmen ahlak ve kişiliğinden hiçbir şey kaybet­memiş olması ele alınmaktadır. Oğuz Atay, eser, hocasının fotoğraflarını ekleyerek daha renkli bir eser ortaya koymuştur.

Bir Bilim Adamının Romanı Özeti:

Roman iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mustafa İnan'ın doğumundan eğitim hayatı bitene kadarki dö­nem; İkinci bölümde ise hocalığından ölümüne kadarki süreç anlatılmaktadır.

Eser, Mustafa İnan'a şivesi ve görüntüsüyle çok benze­yen bir çocuğun Fen Fakültesi'ne giriş sınavının sonuçlarını öğrenmek için beklediği bir kuyrukta başlar. Kuyruktaki diğer öğrenciler, çocuğa taşralı olarak bakmakta; onun sınavı kaza­namayaca... (Devam)
Diğer Konular 02 Haziran 2013 Yorum yok
Bitmeyen Gece
BİTMEYEN GECE

KONUSU: Yazar, İstanbul Hukuk Fakültesinde öğrenci iken, gözleri kör olur. Uzun bir süre, gözlerinin yeniden açılacağı ve göreceği ümidi ile yurt içinde ve yurt dışında tedavi peşinde ko­şar. Ancak, gözlerinin bir daha açılmayacağı kesindir. Bu fiziksel durumu, psikolojik olarak da kabullenen yazarımız, o günden İtibaren yaşamını, kendisi gibi görme özürlülerin eğitilmeleri için ne gerekiyorsa yapmaya adar. Bu konuda bir hayli de başarılı olur.

Nedense, öğleden akşama ne yediğimizi unuturuz da, yıllar öncesinden yaşadığımız bazı anılar renk ve canlıhklarıyla hafıza-mızdaki yerlerini korurlar. Üç, dört yaşında dedemin eski gazete­lerden yapmış olduğu külahı kafama geçirip, karşımda sırıtışı; güvercin yavrularını yakalamak için çıktığım pencereden düşüp, bayılışım gibi..

İstanbul'daki o Mayıs günü de böyleydi. Arkadaşım Celal, elindeki tıraş fırçasını sağı... (Devam)
Diğer Konular 27 Mayıs 2013 Yorum yok
Bize Göre
Ahmet Haşim, 1921'de nesir yazmaya başlamıştır. İlk ne­sirlerini topladığı Bize Göre ile Türk Edebiyatının 'en orijinal üslupçusu' olarak kabul edilmiştir. Ahmet Haşim'in derli toplu, bir konu et­rafında şekillenen yazılarında zarif, ince, sanatlı, işlenmiş, nükteli, şiirsel bir dil dikkati çekmektedir. Bize Göre'de 42 fıkra bulunmaktadır.

Eserden Seçmeler

GARDEN BARDA KONUŞAN İKİ ADAM

- Şu ışıklar içinde görünüp kaybolan kadınlara bak! Ne derilerindeki beyazlık insan derisi beyazlığı, ne gözlerindeki siyahlık, insan gözü siyahlığı, ne dudaklarındaki kızıllık, insan dudağı kızıllığıdır. Tabiatın eserleri hiç de bu sahne yaratıkları kadar güzel değil! Kırmızı, sarı, yeşil, siyah boyalar, renksiz et­leri, çipil gözleri, soluk dudakları değişikliğe uğratarak, harap uzviyetlerden birer gençlik ve güzellik mucizesi vücuda getir­miş. Kim diyor ki kadın şimdi, eskisi gibi, yüzünü sıkı ... (Devam)
Diğer Konular 13 Haziran 2013 Yorum yok
Bu Ülke
Eser Hakkında:

Bu eser, Cemil Meriç'in düşüncelerinden, izlenimlerinden, duygularından, anılanndan oluşan, kendini anlamak ve anlat­mak için kaleme aldığı, yayımlanmış ya da yayımlanmamış yazılarının kronolojik bir sıra içinde derlenmesinden oluşmuş­tur. Bu Ülke adlı eser, Ülkemizin trajedisini anlatan önemli bir denemedir.

Bu Ülke'den Seçmeler

Siham-ı Kaza

Hakikati bulan, başkaları farklı düşünüyor diye, onu haykırmaktan çekiniyorsa hem budala hem de alçaktır. Bir adamın 'Benden başka herkes aldanıyor.' demesi güç şüphe­siz; ama sahiden herkes aklanıyorsa ne yapsın?

Sağ ile Sol

Mefhumların kâh gülünç kâh korkunç maskelerle raksa çıküğı bir karnaval balosu, fikir hayatımız.

Tanımıyoruz onları, nereden geliyorlar bilen yok. Fira­vunlara benziyorlar, kalabalığa çehrelerini göstermeyen fira­vunlara. Ve aydınlarımız, o meçhul heyulalar için ehramlara taş taşıyan birer köle.

Geric... (Devam)
Diğer Konular 01 Temmuz 2013 Yorum yok
Çanlar Kimin İçin Çalıyor
 Eser Hakkında:

Yazarın en uzun eseri olan Çanlar Kimin İçin Çalıyor, İspanya iç savaşı esnasında faşistlerle çarpışan bir Amerikalıyı ele almaktadır. Özgürlüğün evrenselliği eserin ana düşüncesini oluşturmaktadır.

Çanlar Kimin İçin Çalıyor Özeti:

Robert, köprüyü uçurmakla görevlendirilmiş bir askerdir. Dağlardaki çete üyeleri ona yardım edecektir. Anselmo, Robert'e bu konuda klavuzluk etmektedir. Birlikte çete reisi Pablo'ya giderler. Ondan yardım istemektedir Robert. Pablo, es­kiden pek çok faaliyette bulunmasına rağmen şimdi yardım etmek istememektedir. Artık ölümden korkmaktadır. Onun bulunduğu bu topraklarda köprü uçurulmasına izin vermeye­ceğini söyler. Robert yukarıdan gelen emirin böyle olduğunu anlatır. Robert işlerin şimdiden kötü gittiğini düşünmektedir.

Pablo'nun mağarasına gelirler. Mağarada Pablo'nun a-damlan ve karısı ile bir kız vardır. Adamların pek çoğu Çin­gene'dir ... (Devam)
Diğer Konular 02 Haziran 2013 Yorum yok
Cemo
Eser Hakkında:

Bu eser, Kemal Bilbaşar'ın üçüncü romanı olan Cemo konusunu Doğu Anadolu bölgesindeki hayattan almaktadır. Yer yer destan havası hissedilen roman, bir kitle hikâyesini anlatmak­tadır. Doğu Anadolu'daki ağalık sistemi, etnik gruplar, siyasi gelişmeler ve kadın erkek ilişkileri yerel bir üslupla ortaya konmuştur. Romanda halk dili romanın akıcılığını ve gerçek­çiliğini artırması bakımından önemli bir yer tutar.

Cemo Kahramanları (Kişileri):

Cemo: Doğu Anadolu'da yaşayan bir Zaza kızıdır. An­nesi küçükken öldüğü için babası yetiştirmiştir. Yabani şartlar ve doğa içinde babasının verdiği eğitim onun çelik gibi kuv­vetli ve cesur olmasını sağlamıştır. Aynı zamanda çok güzel bir kızdır.

Cano: Cemo'nun babasıdır. Şeyh Sait isyanını bastırma­da etkin bir ro! oynayan, cesur, kuvvetli, sözü geçen bir köy­lüdür.

Kevi: Bir bey kızıdır. Cano'nun karısı olur. Fakat İkinci ... (Devam)
Diğer Konular 23 Haziran 2013 Yorum yok
D Sözlüğü (Deyim)
Dağa çıkmak : Hükümete başkaldırıp dağda, kırsal yörelerde eşkıyalık yapmak.

Dağa kaldırmak (birini) : İstediğini elde etmek için birini dağa kaçır­mak.

Dağ başı: -1. Kent dışı, ıssız yer. -2. Yasaların geçmediği, herkesin dilediğini yapabileceği yer.

Dağdan gelip bağdakini kovmak : Sonradan geldiği halde oraya ken­dinden önce gelip yerleşmiş olanların hakkını çiğnemek, onları be­ğenmez olmak.

Dağ (doğ ura doğ ura bir) fare doğurmuş (doğurdu) : "Büyük sonuç vermesi beklenen şey küçük bir verim sağladı." anlamında.

Dağ (dağlar) gibi: -1. Pek iri, çok güçlü (kimse). -2. Göz korkutacak ölçüde çok olan (şey).

Dağlar dayanmaz : "Bu aa felaketin üzüntüsü dayanılacak gibi değil. anlamında.

Dağ taş : Her yan, her taraf.

Daha iyisi can sağlığı: Elde edilen bir şeyle ya da karşılaştırılan bir durumla yetinilmesi gerektiğinde söylenir.

Daha (daha da) neler: -1. "Öyle ş... (Devam)
Diğer Konular 02 Haziran 2013 Yorum yok
Define Adası
DEFİNE ADASI

 

KONUSU: Çocuklar için yazılmış bir macera romanıdır. Korsanlar, defineler, masalımsı bir şekilde anlatılmıştır

 

Babam, annem ve ben İngiltere'nin batı sahillerinde, küçük bir kasabada, küçük bir hanı işletiyorduk. Ben, on on iki yaşlarıdayken, bir gün hana iri yarı, kir pas içinde, suratında yara izi olan, denizci birisi geldi. Hanımızı beğendiği için kalacağını, fazla yemek ve yer seçici olmadığın belirtti ve üç altını çıkartıp masanın üzerine avans olarak koydu.

Bir gün bana, dikkatli olup, bir ayağı tahta olan bir denizciyi gördüğümde, kendisine haber verirsem, ayda dört peni kazana­cağımı söyledi. Ben de kabul ettim. O günden sonra gözümü dört açtım.

Akşamlan içiyor, maceralarım anlatıyor, milleti kendisini dinlemesi için zorluyordu. Müşteriler ondan çekindikleri için seslerini çıkaramryorlardı ama her geçen gün de handan çekiliyor­lardı. Babam, "ey... (Devam)
Diğer Konular 07 Haziran 2013 Yorum yok
Fecr-İ Ati Edebiyatı
1901'de Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasıyla, Edebiyat-ı Cedide topluluğu dağılmış; edebiyat dünyasında II. Meşrutiyet'in ilanına (1908) kadar sürecek bir boşluk doğmuştur. II. Meşrutiyet'in ilanıyla meydana gelen özgürlük ortamı, Fecr-i Ati (Geleceğin Işığı) topluluğunun ortaya çıkışını kolaylaştırmış, Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasıyla dağılan kimi sanatçılarla genç yazar ve şairler bu topluluğu oluşturmuşlardır.

Fecr-İ Ati Edebiyatının Temsilcileri:

Ahmet Haşim

Refik Halit (Karay)

Emin Bülent (Serdaroğlu)

Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)

Tahsin Nahit

Faik Ali (Ozansoy)

Celâl Sahir (Erozan)

Fuat Köprülü

Hamdullah Suphi (Tanrıöver)

Sahabettin Süleyman

Ali Canip (Yöntem)

Cemil Süleyman İzzet Melih

• Faik Ali Ozansoy'un önerisiyle "Fecr-i Ati" adını benimseyen topluluk, uzun ömürlü olamamış ve Milli edebiyat hareketinin doğusuyla dağılıp gitmiştir (1912... (Devam)
Diğer Konular 19 Haziran 2013 Yorum yok
Gezi Yazısı
GEZİ YAZISI

Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi, gözlem, yaşantı ve izlenimlerin aktarılmasıyla oluşturulan metinlere gezi yazısı denir.

Gezi yazısı bilgilendirme amacı güdülerek oluşturulan bu nedenle de öğretici metinler içinde sınıflandırılan bir metin türüdür.

Gezi Yazısında anlatılan yerlerin;

*tarihsel kimliği

*coğrafi konumu

*iklim özellikleri

*doğal güzellikleri

*ekonomisi

*kültürel özellikleri hakkında bilgi verilir.

Gezi yazıları okuyucularda anlatılan yerle ilgili meraklarını kamçılamalıdır. Bir gezi yazısının ilgi çekici olması, yazarın gezdiği yeri, oraya özgü nitelikleri öne çıkararak anlatmasına bağlıdır. Bu durum yazarın aynı zamanda iyi bir gözlemci olmasına bağlıdır.

Bir metnin gezi yazısı özelliğini kazanmasının ilk koşulu metnin gerçekten bir geziyi konu edinmesidir. Gezi yazısı gezilen yerlerin, merkeze alındığı bu yerlerin türlü özellikleri... (Devam)
Diğer Konular 04 Haziran 2013 Yorum yok
Gün Olur Asra Bedel
Eser, başkahraman Yedigey vasıtasıyla Sovyet reji­mindeki bozulmayı ve çöküşü okuyucuya çarpıcı bir şekilde sunmaktadır. Gün Olur Asra Bedel, tertemiz aşkları, efsane ve masalları, Sov­yet Rusya rejiminin acımasız faaliyetlerini bir arada anlat­maktadır. Aytmatov, eserde 'İnsanları mankurt olmaktan kur­taralım.' mesajları vermektedir. Mankurt, burada geçmişini ve geleneklerini unutanlar için kullanılmıştır. Genel olarak, Cengiz Ayt­matov, mankurt efsanesi ışığında Cengiz Ayt­matov, Rusya rejimi sırasında dini­ni, dilini, ailesini unutan bir nesli gözler önüne sermektedir.

 Gün Olur Asra Bedel Kahramanları (Kişileri):

Yedigey: Romanın başkahramanıdır. Kazak bozkırların­da küçük bir aktarma istasyonunda çalışmaktadır. Cephede yaralandığı için beyni dönem dönem sarsıntı geçirir ve onu rahatsız eder. Dinini, soyunu, geleneklerini unutmayan ender kişilerdendir.

Kazangap: Romanın reel zamanında ölmüşt... (Devam)
Diğer Konular 09 Mayıs 2013 2 yorum
İntibah
Bu yapıt Tanzimat edebiyatı döneminde yazılmıştır ve ilk edebi roman örneği sayılır, iyi bir öğrenim görerek yetişen, varlıklı bir genç olan Ali Bey'in düşmüş bir kadın olan Mahpeyker'le kurduğu yanlış ilişki anlatılmaktadır. Namık Kemal'in romantizmin etkisiyle yazdığı İntibah, döneminin kadın ' erkek ilişkileri, aile ve ahlak anlayışı dile getirilmiştir.

İntibah Özeti:

Ali Bey, varlıklı bir ailenin tek oğludur. İyi bir eğitim görür, 10 yaşına gelinceye dek birkaç dil öğrenir. Ama aldığı bilgilerin kişiliğinin gelişmesinde pek de etkisi yoktur. Yirmi yaşlarında iken babasını kaybedince, keyfine göre yaşamaya karar verir. Çamlıca'da bir gezinti esnasında, çok güzel bir kadınla tanışır. Namuslu sandığı bu kadın, aslında yosmanın biridir. Bu kadının adı ise Mehpeyker'dir. Suriye'de kötü işler yaparak zenginleşmiş Abdullah Efendi isimli yetmiş yaşlarında, çiçek bozuğu çirkin bir yaşlı ... (Devam)
Diğer Konular 18 Haziran 2013 Yorum yok
İstiklal Marşı ile İlgili Düşünceler
İSTİKLAL MARŞI İLE İLGİLİ SON SÖZ

Ünlü Fransız fikir adamı Volter, bizim için şöyle söylemiştir: "Türklerin sanatı liderliktir."

Evet, ne yazık ki, tarihinin hemen her döneminde emperya­list batı ile savaşmış bulunan, vermiş olduğu eşsiz kurtuluş savaşı ile bütün dünyadaki mazlum milletlere örnek olmuş olan, taraflı tarafsız, dost düşman hemen herkesin hayranlığını kazanmış bulunan bu yüce milleti, tıpkı, bundan iki yüz yıl, yüz elli yıl, yüz yıl önce olduğu gibi bugün de bölmeye, parçalamaya çalışmakta bu vatanı elimizden almaya çalışmaktadırlar. Bu bir paranoya değil, gerçeğin ifadesidir. Girmek için can attığımız AB'nin bize karşı ne kadar art ni­yetli olduğu son gelişmelerle iyice açığa çıkmıştır. Avrupa'da yayınlanan dergi ve gazetelerde, Türkiye'nin Avrupa Birliğine girme girişimleri alaya alınmakta, yapılan karikatürlerde, köpek kapısından girmeye çalışan Türk görüntü... (Devam)
Diğer Konular 28 Nisan 2013 Yorum yok
Kalpaklılar
Eser Hakkında:

Yazar, bu eseri olayları bizzat yaşamış bir insandan din­leyerek yazmıştır. Roman Kurtuluş Savaşı zamanını ele alır. Zaman zaman çok canlı bölümlere rastlanmakla birlikte Kalpaklılar romanının dili savruktur.

Kalpaklılar Özeti:

İzmir, düşman askerleri tarafından işgal edilmek üzeredir. Hasan Tahsin Bey, kışlada ne yapacaklarını düşünür. Herkes ümitsizdir. İzmir valisi başta olmak üzere tüm yetkililer İstan­bul Hükümetinden emir almakta ve işgal karşısında sessiz kal­maktadır. Buna karşılık teslim olmak istemeyenler Redd-İ İlhak adında bir cemiyet kurmuşlardır. Hasan Tahsin Bey, bu cemiyetle de bir şey yapamayacaklarını düşünüp kahrolmak­tadır. İzmir limanından aylardır hazırlık için Yunan üniforma­ları ve silahlar sızmaktadır. Hasan Tahsin Bey, Yusuf'a Rum­ların başlarına dert olacağını söyler. Yusuf ona nişanlısından, gelecekteki hayallerinden bahseder. Fakat arkadaşı... (Devam)
Diğer Konular 16 Haziran 2013 Yorum yok
Kaplumbağalar
Eser Hakkında: 

Yazar, romanların köy problemlerini ve köy gerçeklerini göstermeye çalışır. Sosyal aksaklıklara değinir. Fakir Baykurt, Kaplumbağalar adlı romanında da bu anlayışını ortaya koyar. Fakir Baykurt, bu romanının önemini şu cümlelerle dile getirmektedir:

"Bu roman, her türlü teknik ve elektronik araçların büyük gelişmeler gösterdiği ve üretkenliğin alabildiğine arttığı bu dün­yada, yiyeceği yıllık zahireyi, yanıp kül olmuş topraklardan parmaklarıyla toplamaya çalışan ve varlığını sürdürebilmek için istekle üreten Türk köylüsünün hayatından bir kesittir."

 

Kaplumbağalar Özeti 

Roman, Ankara'ya 100, Kızılırmak'a 15 km uzaklıkta ci­lan Tozak köyünde geçmektedir.

Tozak, çevresi Sünni köyleriyle çevrili bir Alevi köyüdür. Alevilik geleneği ve kültürü bu fakir ve kıraç köyde hâlâ hü­küm sürmektedir. Neşe ve eğlenceye düşkün Aleviler, şarap ve içkiye bu ... (Devam)
Diğer Konular 04 Haziran 2013 Yorum yok
Kuklacı
KUKLACI (KEMALETTIN TUĞCU)

KONUSU: Kitapta, eski bir bürokrat emeklisi olan Recai Bey'in ailesinin, torunu hariç, kendisinden devamlı faydalandık­ları halde; onu hiçe saymaya çalışan eşi, damadı, oğlu ve gelini ile olan çekişmeleri neticesinde, onlardan uzak kalarak kafasını din­lemek için, sakın bir liman vazifesi gören kuklacılık ile meşgul olması anlatılır.

Vali Yardımcılığından emekli Recai Bey, kendisine ait a-partmanın bir dairesinde, hanımı Sahire, damadı banka müdürü Hayri Bey, kızı Calibe, Recai Bey'in çok sevdiği ve en çok konuş­tuğu torunu Yıldız, avukat oğlu Bedri, kayınvalidesi ve görümcesi tarafından hor görülen evin gelini Perihan ve hizmetçi Fatma ile birlikte oturmaktadır. Tüm mal varlığı kendisine ait olmasına rağmen, evde bir sığıntı muamelesi görmektedir. Ancak bir gün, eşi Sahire Hanım'ın, Recai Bey'in eşyalarını kömürlüğe indirtip, odasını misafir odası yapması, bardağı ta... (Devam)
Diğer Konular 02 Mayıs 2013 Yorum yok
Toplam 2 sayfa, 1. sayfadasın: 1, 2, Sonraki
Son Ziyaretler:
Coğrafya Sitesi Tarih Sitesi Matematik Sorusu