EtiketŞu anda deyimler konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 16 içerik bulunuyor.
Anlatım Bozuklukları
SÖZCÜK DÜZEYİNDE ANLATIM BOZUKLUKLARI

Anlatımın temel birimi cümledir. Düşündüklerimizi, duyduklarımızı, tasarladıklarımızı ya da yaşadıklarımızı karşımızdakilere tam olarak iletebilme, cümle kurabilme gücümüze bağlıdır. Doğrusu cümlelerimizin açık, duru, yalın dilin işleyiş kurallarına uygun ve dilbilgisi yönünden doğru olmasıyla ilgilidir. Cümlelerimiz bu niteliklerden yoksunsa, duru, yalın, açık değilse, iletmek istediklerimiz tam iletemeyiz. İster istemez karşımızdakiler, anlatmak istediklerimizi tam olarak anlayamazlar ya da eksik, yanlış anlarlar.

Cümle bir yargı birimi olduğuna göre, cümledeki her sözcüğün bu yargıyı oluşturmada bir işlevi olmalıdır. Böyle değilse aynı anlama gelen ya da aynı işlevi yerine getiren sözcükler birlikte kullanılmışsa, o cümle duru değildir. Duruluktan yoksun cümlelerle oluşturulan yazılar da uzatılmış, doldurulmuş yazılardır.

Yargıyı ya da düşün... (Devam)
Diğer Konular 06 Haziran 2013 Yorum yok
Anlatım Bozuklukları
Anlatım bozuklukları iki kısımda incelenebilir;
- Anlama Dayalı Bozukluklar (Bağdaşıklık)- Dilbilgisine Dayalı Bozukluklar (Bağlaşıklık)
 
Anlama Dayalı Bozukluklar
1. Gereksiz sözcük kullanımı
- Annem her sabah bize portakal suyu sıkar.
Cümleden "suyu" kelimesi atılması gereklidir. Çünkü portakal sıkılır ve suyu elde edilir.
- Hasan bana gizli sırlarını anlatacak.
Sır zaten gizlidir, gizli kelimesi gereksiz kullanılmıştır.
2. Sözcüğün yanlış anlamda kullanımı
- Fiyatlar pahalı olduğundan satışlar durgun.
Fiyatlar yüksek olur, ürünler pahalı olur.
- Hasan derslerinde çekimser davranıyor.
Çekingen davranıyor olmalıydı.
3. Sözcüğün yanlış yerde kullanılması
- Ağrısız kulak delinir.
Ağrıyan kulaklar delinmiyor yani? Kulak ağrısız delinir olmalıydı.
- Yüzme en iyi denizde öğrenilir.
Doğrusu yüzme deniz... (Devam)
Anlatım Bozuklukları 12 Mayıs 2014 Yorum yok
Anlatım Bozukluklarına Örnekler
1. Yapıları yanlış olan sözcükler
Örnek: Arthur, mutluluğu ve erdemliği yaşamın her kesiminde değil tümü içerisinde değerlendiriliyordu.
erdemliği - erdemliliği olmalı,
değerlendiriliyordu - değerlendiriyordu olmalı.
2. Yanlış anlamda kullanılan sözcükler
Örnek: Bu olay onun hasta olmasını sağladı.
"sağladı" yerine "hasta olmasına neden oldu" olmalıydı.
3. Yinelemelerden kaynaklanan anlatım bozuklukları
Örnek: Güç ve müşkül zamanlarımızda bir dost ararız.
Güç ve müşkül aynı anlamdadır.
3. Gereksiz yardımcı eylem kullanımı
Örnek: Sizin de bizimle geleceğinizi umut ediyorum.
"umuyorum" olmalı.
4. Özne yanlışları
Örnek: Banka nöbetçisinin elinden silahı alındı ve soyuldu.
Soyulanın kim olduğu belli değil, nöbetçi mi banka mı?
5. Tümleç yanlışları
Örnek: Buna ancak ben... (Devam)
Anlatım Bozuklukları 03 Kasım 2012 4 yorum
Anonim Edebiyatta Türler
İnanç, sihir, büyü ve fallardan unsurlar alarak beslenen dualar sağlık ve hastalık hâllerinde, ürünün bereketli olma­sında, yağmurun yağmasında, tehlike ve felaketin mal ve mül­ke gelmemesinde, doğumdan ölüme kadarki bazı törenlerde iyi ve doğru olduğuna inanılan olumlu dileklerin ruhsal ve düşünsel ifadesini dilde kazanır. Türklerde bu dualar Şama­nizm, Manihaizm, Budizm kültür evrelerini aşarak İslamiyetle daha düzenli ve yeni bir zihniyetle gelişmiş bir şekilde yaşa­maya devam etti. Şimdi en önemli anonim edebiyat türlerine bir göz atalım:

a. Destan: Ayrıntılı bilgi için TIKLAYIN

 

b. Efsane:  Ayrıntılı bilgi için TIKLAYIN

 

c. Halk Hikayeleri: TIKLAYIN

 

d. Masallar: Bilgi için TIKLAYIN

 

e. Ağıtlar: Ayrıntılı bilgi için TIKLAYIN

 

f. Ninniler: Ayrıntılı bilgi için TIKLAYIN

 

g. Bilmeceler: Ayrıntılı bilgi için TIKLAYIN

 

h. Teker... (Devam)
Diğer Konular 06 Nisan 2013 Yorum yok
Cahit Sıtkı Tarancı
1910-1956 yılları arasında yaşamıştır. Galatasaray Lise­si'nden sonra Mülkiye Mektebi'ndeki yüksek öğrenimini ta­mamlamak için Paris'e gitmiştir. İkinci Dünya Savaşı çıkınca geri dönmüştür. Yazdığı Otuz Beş Yaş şiiriyle 1946 CHP Şiir Yarışması'nda birincilik kazanmıştır. Türk edebiyatında şiiri en çok ciddiye alan şairlerdendir. Şiir dışındaki türlerle uğraş­maktan kaçınmıştır. Ölüm gerçeği, korkusu, hayat, anlık mut­luluklar, yalnızlık Cahit Sıtkı'nın şiirlerinin ana temasını oluşturur.

Cahit Sıtkı Tarancı, şiirlerinde kelimelerin istifine çok önem verir. Halk kültüründen gelen unsurları, tekerlemeleri, deyimleri, masalları şiirin kurgusunda kullanır.

Romantizmin ve sembolizmin etkisine kalmıştır. Şiirlerinde ölüm korkusunu ve acısını doğanın ve sevginin güzelliğini, sıcaklığını dile getirmiştir. Şiirini ölüm yaşam ve geçmiş ' şimdi karşıtlarıyla besle­yen sanatçı... (Devam)
Diğer Konular 23 Mart 2013 Yorum yok
Deyimler
Birden çok sözcüğün bir araya gelerek yeni bir anlam oluşturduğu öbeklerdir.
Özellikleri:
1. Kalıplaşmış sözlerdir. Üzerinde bir değişiklik yapılamaz.
2. Kısa ve özdürler.
3. En az iki sözcükten oluşurlar.
4. Deyimlerde öğüt verme yoktur, kişinin o andaki duygu ve düşüncelerini dile getirirler.
5. Sözcükler genelde mecaz anlamlıdır.
Örnek:
Eğri büğrü: Bazı yerleri eğrilmiş, bükülmüş.
Kaynak: Deyimler Sözlüğü (Devam)
Sözcükte Anlam 03 Kasım 2012 Yorum yok
Deyimler
Deyim nedir?

Genellikle gerçek anlamı dışında kullanılarak ifadeyi zenginleştiren, iki veya daha fazla kelimeden oluşan kalıp­laşmış söz dizisine deyim denir.

Bütün dillerde olduğu gibi, Türkçe'de de çeşitli kalıplaşmış anla­tımlar vardır: tamlamalar, birleşik sözcükler, ikilemeler, atasözleri, de­yimler..

Deyim, en az iki sözcükten kurulan, konuşmada ve yazıda an­latım gücünü artıran, anlam yönünden yer yer mantık dışına taşan bö­lümleri olabilen, yapısındaki kimi sözcükleri anlam değişmesine uğra­yan, kalıplaşmış söz öbeklerine verilen addır. Eskiden, deyim sözcüğü­nün yerine tabir sözcüğü kullanılıyordu. Tabir tek bir sözcük de olabili­yordu. Oysa, deyimlerin temel özelliği en az iki sözcükten kurulu olmasıdır.

Deyimlerde anlam kalıplaşması (aktarımı) olayı görülür. Deyi­mi oluşturan iki ya da daha çok sözcükten bazen biri, bazen birkaçı, bazen de tümü anlam kaymas... (Devam)
Diğer Konular 26 Haziran 2013 Yorum yok
Deyimler Ve Öyküleri
DEYİMLER VE ÖYKÜLERİ:

"BALIK KAVAĞA ÇIKINCA"

Anadolu ve Rumeli Kavağı semtlerinin kıyıları çok rüzgarlı ve akıntılı olduğu için buralarda balık avlanamazmış. Dolayısıyla balığın kavaklara çıkması ender rastlanan bir durummuş. Bir tarihte, balık alırken 2 kuruşluk fiyatı çok bulup fiyatı yarıya in­dirmesini isteyen müşteriye balıkçı, bir imkânsızın olurluğunu beklemesi gerektiği anlamında şöyle demiş: "Senin dediğin fiyat, ancak balık kavağa çıkınca olur."

m m

"ALNI AÇIK OLMAK"

Vaktiyle bir köyde biri kış mevsimine denk gelen bir zaman­da bir suç işlemiş ve ihtiyar heyeti suçluyu yollar açılıncaya kadar bir odada hapsetmeye karar vermiş. Sonra bakmışlar ki suçlu her gün kendi rızklarından üç öğün nasiplenip duruyor ve kış bir türlü bitmiyor, bir çözüm düşünmüşler: Suçlunun alnına zor çıka­cak cinsten bir mühür vurup salıvermişler. Suçlu salıverilmiş, ama mühür gör... (Devam)
Diğer Konular 07 Nisan 2013 Yorum yok
Divan Şiiri
Türkler, VIII. yüzyılda Orta Asya'dan batıya doğru göç edince yeni bir din olan İslamiyetle tanışırlar. Kısa sürede kit­leler hâlinde müslümanlaşan Türkler, doğal olarak bu dinin etrafında gelişen kültür ve medeniyeti de benimserler. Ancak Türklerden önce bu dini kabul etmiş olan Araplar ve İranlılar, İslam medeniyeti etrafında bir de edebiyat ortaya koymuş­lardır. İşte İslamiyeti kabul eden Türkler, kendilerinden önce geliştirilen bu edebiyattan büyük oranda etkilenirler ve çok geçmeden yeni edebi ürünler vermeye başlarlar.

Bu yeni süreçte Türkçe temelde iki ayrı koldan ilerler ve iki ayrı edebiyat dili oluşturur. Bunlar: l.Orta Asya Türk leh­çesi olan Doğu Türkçesi(sırasıyla Karahanhca, Harezmce ve Çağatay Türkçesi) etrafında gelişen edebiyatla, 2.Anadolu Türk lehçesi olan Batı Türkçesi (Oğuz Türkçesi: Osmanlıca) etra­fında gelişen edebiyat.

Eldeki kaynaklardan anlaşıldığı kadarıyla bu dönemd... (Devam)
Diğer Konular 24 Haziran 2013 Yorum yok
İslami Dönemde İlk Dil Ve Edebiyat Ürünleri (11-12. Yy)
ESERLERİN GENEL ÖZELLİKLER

1. İslamiyet öncesi kültür ve İslami kültür iç içedir.

2. Eserlerde toplum hayatını şekillendirme ve yönlendirme amacı güdülmüştür.

3. Eserlerde dini öğretme amacı esas alınmıştır.

4. Hece ölçüsüyle beraber aruz ölçüsü de kullanılmaya başlanmıştır.

5. Dile Arapça ve Farsçadan sözcükler girmiştir.

6. Nazım birimi dörtlük ve beyittir.

7. Arap ve Fars edebiyatında kullanılan nazım şekilleri ile eserler verilmeye başlanmıştır.

KUTADGU BİLİG (Saadet Veren Bilgi, Mutluluk Bilgisi)

1. 1069-1070 yılları arasında Karahanlılar döneminde Yusuf Has Hacip tarafından Tabgaç Buğra Han'a (Satuk Buğra Han)sunulmuştur. İslami dönemin ilk eseridir

2. Manzum bir eserdir. Nazım birimi beyittir 6645 beyitten oluşmuştur.

3. Mesnevi türünde ve aruz ölçüsüyle yazılmış ilk eserdir. Ayrıca 173 tane mani şeklinde dörtlük vardır.

4. Arap harfleriyle yazılmıştır... (Devam)
Diğer Konular 02 Nisan 2013 Yorum yok
Konuşma (Sözlü İfade)
Konuşma: Dinleyicilere yönelik olarak bir kişinin belli bir konu üzerinde sarf ettiği sözlere konuşma denir. Düşüncelerin bir kişiye ya da bir topluluğa aksettirilmesi ve karşı taraf ile karşılıklı fikir alışverişinde bulunmak konuşma olarak adlandırılmaktadır. İyi  ve güzel konuşmak bir sanat olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla konuşma da diğer tüm sanatlar gibi incelikler gerektirir.  Etkili ve güzel bir konuşmanın ilk şartı kullanılan dile hâkim olmak ve dili iyi bilmektir. Dilin inceliklerini bilmeyen ve dildeki kelime ve deyimlerin zenginliğine vakıf olmayan insan etkili konuşamaz. Onun için etkili konuşabilmemiz için bugüne kadar oluşturulmuş edebiyat verimlerinin çoğuna vakıf olmanın yanında kelime hazinemizin de geniş olması gerekir. Konuşmada fikirlerin berrak, akıcı ve dinlenir olabilmesi için şu kurallara uyulması gerekir.

 Konuşma bir sanat olduğuna göre ifade edeceğimiz fikri önce akıl süzge... (Devam)
Diğer Konular 06 Haziran 2013 Yorum yok
Nef'i
Medrese eğitimi görmüştür. 4. Murat döneminde yaşamış, bir süre korunmuş ancak Sadrazam Bay­ram Paşa'yı eleştiren bir hicvi yüzünden boğdurularak cesetı Sarayburnu'ndan denize atılmış.

Divan şiirinde kaside (övgü) ve hiciv (yergi) şairi olarak tanınmakla birlikte, gazelleri de vardır, öv­gülerinde de yergilerinde de aşırı abartmalara yer vermiştir.

Dili ağır olmasına karşın, akıcıdır. Arapça ve Farsça sözcük ve deyimlerle dizelerini kurmuştur; ancak cümle yapısı sağlam, dili sese uygundur. Tamlamalar ve süslü, sanatlı bir üsiup kullanmıştır. Nefi, şiirlerinde ses öğesine önem vermiş, betimlediği ortamların sesini şiirlerinde yansıtmıştır.

Türkçe ve Farsça birer Divan'ı vardır. En ünlü eseri Siham-ı Kaza da (Kaza Okları), hicivleri yer alır. (Devam)
Diğer Konular 15 Haziran 2013 Yorum yok
Oktay Rıfat Horozcu
İlk şiirlerini Varlık dergisinde yayımlayan Oktay Rıfat Horozcu, garip şiirinin öncülerindendir. Melih Cevdet Anday ve Orhan Veli Kanık ile birlikte, şirin geleneksel kurallarına karşı çıkmış, serbest nazmı kullanmıştır. Şiirlerinde halk söyleyişinden, deyimlerden ya­rarlanmış, mecazları kullanmış, toplumsal konulu şiirler yazmıştır. Melih Cevdet ve Orhan Veli ile birlikte Garip adlı şiir kitabını yayımlayarak Garip şiir akımının öncülerinden oldu. Oktay Rıfat, Garip akımı dönemindeki şiirlerinde kentte yaşayan sıradan insanların günlük yaşamlarına şaşırtıcı, alaycı bir söyleyişle yaklaşmıştı. Şiirlerinde sürekli bir arayış içinde olmuş, de­ğişmenin peşinde koşmuştur.

Oktay Rıfat'ın Eserleri:

 Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler, Güzeleme, Elleri Var Özgürlüğün, Çobanıl Şiirler, Bir Cigara İçimi, Denize Doğru Konuşma (şiir) Bir Kadının Penceresinden (roman) Bir ... (Devam)
Diğer Konular 23 Nisan 2013 Yorum yok
Orhan Veli Kanık
13 Nisan 1914'te İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Öğreni­minin birkısmını Galatasaray Usesi'nde tamamlamıştır. Lise hayatının diğer kısmını Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat Horozcu İle tanıştığı Ankara'da sürdürmüştür. İstanbul Üniver­sitesi Felsefe bölümünü yarıda bırakmıştır. Orhan Veli Kanık, PTT'de ve Tercüme Odası'nda çalıştıktan sonra Yaprak dergisini çıkarmıştır. 1950'de, çok genç yaşta, beyin kanamasından ölmüştür. Ga­rip akımının öncülerindendir. Başlangıçta geleneksel şiiri deneyen Orhan Veli, Birinci Yeni Hareketi'nin en önemli sanatçısıdır. Garip dönemindeki şiirleri, geleneksel şiire tü­müyle karşı çıkışın ifadesidir, ölçü ve uyağa karşı­dır. Şairane söyleyişten kaçınır. Söz ve anlam sa­natlarından uzak durur. Şiirlerinde günlük yaşamın sıradan insanlarını, bu insanların yaşama sevincini işlemiştir. Basit ya da kaba sayılabilecek sözleri mizah havası i... (Devam)
Diğer Konular 12 Haziran 2013 Yorum yok
Türemiş Sözcükler
Türemiş Sözcükler:

İsimlerin (adların) ve fiillerin (eylemlerin) kök ya da gövdelerinden yapım ekle­riyle yapılmış yeni anlamlı sözcüklerdir. Türemiş sözcükler, üzerine yapım eki alabildiği gibi çekim ekleri de alabilir. (düş-ün-ül-mek-ten)

Türemiş sözcüklere birkaç örnek verecek olursak:

deyimler, karşılık, tiyatrocular, yazarlar, Türkçe, sağlık, türemiş, seçkin, söyleşi, danışma, iletişim, dövüş, kalıtım, halıcılık, açılar, ulama, buluşlar .. gibi birçok örnek sıralayabiliriz. (Devam)
Diğer Konular 11 Nisan 2013 Yorum yok
Yüklem
YÜKLEM

Cümlede işi, yargıyı, durumu bildiren sözcük ya da söz öbeklerine yüklem denir.

Aşağıdaki söz gruplarının cümle olabilmesi İçin sonlarına uygun yüklemleri getiriniz.

Bütün halk, köy meydanında........

Havalar, artık iyice...........

Hayatta en hakiki mürşit.........

Kazanmak istediğim okul............

Yardımlarınız için size....................

Yukarıdaki yüklemleri incelediğimizde görürüz ki, yüklem değişik türden sözcükler olabilir. Çekimlenmiş fiillerin yanı sıra ekfiil alarak çekimlenen isim soylu sözcükler de yüklem olabilir.

Aşağıdaki sözleri fiil soylu yüklemlerle tamamlayınız.

Okumadığı roman

Herkes kendi kusurunu.......

Ödevlerimi zamanında yapmaya

Yüklem, tek sözcük olabileceği gibi birden fazla sözcükten de oluşabilir. Bileşik fiiller, deyimler, tamlamalar yüklem görevinde kullanılır.

Aşağıdaki cümlelerin yüklemlerini bulunuz.

♦ Konu... (Devam)
Diğer Konular 30 Mayıs 2013 Yorum yok
Popüler Sayfalar:
Son Ziyaretler:
Coğrafya Sitesi Tarih Sitesi Matematik Sorusu