EtiketŞu anda sözcük konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 104 içerik bulunuyor.
Münazara
Bir cümle olarak dile getirilen bir tezle bir antitezin iki ayrı grup yani farklı iki taraf arasında ve bir hakem kurulu karşısında tartışılmasına münazara adı verilir. Bu tür tartışmalar, aslında düşünce ve söz yarışmasıdır. Münazarada kullanılan dil ve üslup edepli ve seviyeli olmalıdır.  Bu ölçü kaçırıldığında münazara çatışmaya dönüşür ki çatışmada sertlik, kabalık ve demagoji blunur. Bu sebeple tartışılan konularda tartışmacılar ister yanlış şeyler dile getirsin isterse fikrimize tamamen aykırı şeyler söylesin konuşmacıya müdahale etmeden sıramız geldiğinde kendi düşüncemizi söylemeliyiz. Münazara çoğunlukla eğitim kurumlarında öğrencilerin yeteneğini geliştirmek ve toplum önünde düzenli, soğuk kanlı konuşma alışkanlığını ayrıca karşı fikre saygı duyma düşüncesini edinmeleri amacıyla düzenlenir.

Sınıfta yapılan bir münazarada gruplar üç ya da dörder öğrenciden oluş... (Devam)
Diğer Konular 19 Nisan 2013 Yorum yok
Nef'i
Medrese eğitimi görmüştür. 4. Murat döneminde yaşamış, bir süre korunmuş ancak Sadrazam Bay­ram Paşa'yı eleştiren bir hicvi yüzünden boğdurularak cesetı Sarayburnu'ndan denize atılmış.

Divan şiirinde kaside (övgü) ve hiciv (yergi) şairi olarak tanınmakla birlikte, gazelleri de vardır, öv­gülerinde de yergilerinde de aşırı abartmalara yer vermiştir.

Dili ağır olmasına karşın, akıcıdır. Arapça ve Farsça sözcük ve deyimlerle dizelerini kurmuştur; ancak cümle yapısı sağlam, dili sese uygundur. Tamlamalar ve süslü, sanatlı bir üsiup kullanmıştır. Nefi, şiirlerinde ses öğesine önem vermiş, betimlediği ortamların sesini şiirlerinde yansıtmıştır.

Türkçe ve Farsça birer Divan'ı vardır. En ünlü eseri Siham-ı Kaza da (Kaza Okları), hicivleri yer alır. (Devam)
Diğer Konular 15 Haziran 2013 Yorum yok
Nesne
NESNE (DÜZ TÜMLEÇ)

Cümlede öznenin yaptığı eylemden etkilenen varlıkları belirten sözcüklere nesne denir.

Aşağıdaki cümlelerde nesne olan sözcükleri bulalım.

- Marketten ekmek aldım.

- Nasrettin Hoca'yı herkes tanır.

- Yaşlı adam önce pencereyi açtı.

- Ablam örtüyü kaldırdı, masaya tabak koydu.

Cümledeki nesnelerin yalın halde ya da "-i" halinde olduğunu gördük. Buna göre nesneler ikiye ayrılır:

a. Belirtili Nesne: "-i" halinde otan "neyi, kimi" sorularına yanıt veren nesnedir.

- Televizyonlar, bu olayı günlerce gündeme getirdi.

- İzleyiciler, sanatçıyı uzun uzun alkışladılar.

b. Belirtisiz Nesne: Yalın halde olan, "ne" sorusuna yanıt veren nesnedir.

- Yazar, bu eserinden ödü! bekliyor.

- Kendime güzel bir kahvaltı hazırladım. (Devam)
Diğer Konular 05 Mayıs 2013 Yorum yok
Ninniler
Çocuğun uyutulması, hoplatılıp sevilmesi sırasında söylenen birtakım duygu ve düşünce, inanç, umut ve hayalleri, sevinç ve acıları içeren çoğunlukla dört mısralı, mısra sonlarında kalıp sözler eklenerek ezgi eşliğinde söylenen manzum sözlerdir. Ninniler, doğal olarak oluşan en eski anonim edebiyat türüdür. Divanı Lügati't Türk'te ninni kelimesine karşılık olarak "balu balu" ifadesi geçmektedir. Ninni sözcüğü taklidi olarak türetilen bir sözcüktür. Bebeğin bir şekilde çıkardığı seslere uygun algılamalara göre oluşturulan taklidi nakarat sesler, bebeğe söylenen diğer sözlerin de adını oluşturur. (Devam)
Diğer Konular 07 Nisan 2013 Yorum yok
Özel ' Genel Anlamlı Sözcükler
Ortak özellikleri taşıyan varlıkları anlatan, geniş kapsamlı sözcüklere, genel anlamlı; belirli bir varlığı ya da kavramı karşılayan, anlamca sınırlı sözcüklere Özel anlamlı sözcükler denir.

Genelden Özele sıralanış: bitki ' ağaç ' çam -karaçam

Özelden genele sıralanış: istavrit ' balık ' canlı (Devam)
Diğer Konular 14 Nisan 2013 Yorum yok
Özne
ÖZNE

Cümlede yüklemin bildirdiği işi hareketi yapan; durumu ya da yargıyı üzerinde taşıyan varlıkları bildiren sözcüklere özne denir.

Aşağıdaki cümlelerde Özneyi bulalım.

İnsanın elinde beş parmak vardır.

Gülü seven, dikenine katlanır. Birkaç saat sonra yağmur dindi.

Hal eki alan bir sözcük özne olamaz.

Cümlede Özneyi bulmak için yükleme "kim, ne" soruları sorulur. Alınan cevap tek sözcük olabileceği gibi, söz Öbeği durumunda da olabilir.

Aşağıdaki cümlelerin öznelerini bulalım.

Tarihi eserleri yurt dışına kaçırmak suçtur. (Suç olan ne?)

Öğretmen gelince bütün öğrenciler ayağa kalktı. (Ayağa kalkan kim?)

Alevler kısa zamanda her yanı sardı. (Saran ne?)

Özne, cümlede sözcük durumunda olmayıp yüklemin aldığı kişi ekinden anlaşılırsa, buna gizli özne denir.

- Öğrencilerle tanışmak için can atıyorduk, (biz)

- Bu konuşmayı sonuna kadar dinleyemem, (ben)
... (Devam)
Diğer Konular 09 Mayıs 2013 Yorum yok
Parağrafta Yapı
Paragraf, bir metnin en küçük düşünce birimidir. Parağraf; konu, ana fikir ve yan düşüncelerden meydana gelir. Bu nedenle paragrafta yer alan düşünceler arasında bir zincirin halkaları gibi bir ilişki vardır. Paragrafta her cümle kendinden önceki cümlede vurgulanan kavramı açıklar.

Giriş Bölümü: Paragraftaki konuyu, bakış açısını belirten cümle ya da cümlelerdir. Çoğu kez ilk cümledir. Bu cümlelerde bağlantı öğesi yoktur. Bağlantı Öğesi, bir cümleyi kendinden önceki cümleyle bağlayan sözcüklerdir. Bunlar; "ise, kimi, birde, bunun için, oysa, ve, ile..."

Gelişme Bölümü: Konunun örnek, alıntı, karşılaştırma gibi yöntemlerle geliştirildiği, düşüncenin somutlaştırıldığı cümlelerdir.

Sonuç Bölümü: Paragrafta anlatılanların özetlenip sonuçlandirildiği, çoğu zaman ana düşünceyi veren cümle ya da cümlelerdir. : -

Örnek 1:

Özgür insan, kitapların ürünüd... (Devam)
Diğer Konular 30 Mayıs 2013 Yorum yok
Parantez
PARANTEZ (AYRAÇ) İŞARETİ ()

1. Cümle içindeki açıklamalar parantez (ayraç) içinde gösterilir:

- Bu ekler (yapım ekleri) yeni anlamda sözcükler türetir.

2. Sözcüklerin eş anlamlıları parantezle verilir:

- Şiirin her satırına mısra (dize) denir.

3. Bir kişiye ait ek bilgiler parantezle verilir:

- Atatürk (1881-1938) büyük bir devlet adamıdır.

4. Yabancı sözcüklerin okunuşu parantez içinde verilir:

- Shakespeare (Şekspir) tiyatro eserleriyle tanınır.

5. Tiyatro eserlerinde oyuncuların yapması gereken davranışlar parantez içinde verilir:

-Doktor- (Düşünceli) Ne zamandır bu ağrı var?

-Hasta- (Ürkek ve kaygılı) Birkaç haftadır. (Devam)
Diğer Konular 22 Nisan 2013 Yorum yok
S-Ş Sözlüğü (Deyim)
S

Saati saatine : Tam zamanında, na onca, ne sonra.

Saati saatine uymamak : Durumu, tavırları sık sık değişmek bir öyle böyle olmak; bir saati bir saatine uymamak.

Saat tutmak : Bir işe başlama saatini aynntyîa saptamak ve bitinceye kadar geçecek zamanı belirlemek için sürekti olarak ya da sık ak sa­atine bakmak.

Sabaha çıkmamak: Hasta sabah olmadan ölmek. Sabah akşam: -1. Bir sabah bir akşam dmak üzere. -2. Her zaman, hiç ara vermeden.

Sabahı etmek (bulmak): Akşam başlanan bir iş uğruna bütün geceyi uykusuz geçirmek

Sabahın köründe : Daha ortalık ağarmadan, çok erkenden.

Sabahlar (sabahı şerifler) hayrolsun (hayrola) : Günaydın.

Sabır taşı: Çok sabırlı kimse.

Sabrı taşmak (tükenmek, kalmamak): Artık sabredemeyecek duru­ma gelmek.

Sabun köpüğü gibi sönmek : Gösterişini, görkemini, albenisini en kü­çük bir etkiyle çabucak yitirmek.

Saçı başı ağarmak: Yaşlanmak, ihtiyarlanmak

S... (Devam)
Diğer Konular 10 Haziran 2013 Yorum yok
Sayıların Yazılışı
SAYILARIN YAZIMI

a. Sayılar yazıyla yazıldıklarında (parasal İşlemler hariç) her sözcük ayrı yazılır.

- Bodrum'da on beş gün kaldık.

- Bu aralar yirmi yedi yaşına girecek.

b. Rakamlardan sonra gelen ekler -ne olursa olsun-kesme işaretiyle ayrılmak zorundadır:

- 19.30'da haberleri izlerim.

-1970'li yıllardan kalm bir plak vardı elinde. (Devam)
Diğer Konular 18 Mayıs 2013 Yorum yok
Semai
Arapça bir sözcük olup, işitilerek anlamında olup hece ölçüsüyle yada aruzun 4x mefâilün kalıbıyla yazılır. Halk şiirinde hecenin sekizli ölçüsü ile koşma biçiminde ter­tip edilip özel bir ezgi ile söylenen şiirlere denir. Genellikle en az üç, en fazla beş dörtlükten oluşur. Çoğunlukla; aşk,tabiat, güzellik ve ayrılık temalarını işler. Uzunluğu üç, beş dörtlük arasında değişir. Özel bir ezgiyle okunur. (Devam)
Diğer Konular 11 Nisan 2013 Yorum yok
Servet-i Fünun Dönemi Özellikleri
1. Servet-i Fünun sanatçıları, Batı kültürüyle ye­tişmiş birkaç yabancı dil bilen, Batı edebiyatları özellikle de Fransız edebiyatını, yakından izleyen kişilerdir. Tümü Divan edebiyatına karşıdır, ancak aruz ölçüsünü kullanırlar.

2. Bu döneme ortamın siyasal ve toplumsal ko­şulları nedeniyle "sanat için sanat" anlayışı ege­mendir. Sanatçılar Osmanlının büyük kentlerindeki küçük bir azınlığa seslenen bir salon edebiyatı oluşturmuşlardır.

3. Sanatçılar, Tanzimatın birinci dönemindeki sadeleşme anlayışından bütünüyle uzaklaşmışlar. Fransızcanın ahengini, estetiğini yakalayabilmek için de yeni sözcük ve tamlamalar uydurmuşlar (nişe -i cenah-ı meleki melek kanadının saçağı, saat-i semen fam yasemin renkli saatler..) Arapça-Farsça sözcüklerle dolu ağdalı bir dil kullanmışlar­dır.

4. Aşk, doğa görüntüleri, düş kırıkları, aile, ka­ramsarlık, gerçeklerden kaçış..gibi toplums... (Devam)
Diğer Konular 27 Mart 2013 Yorum yok
Sıfat(önad)
Sıfatlar isimleri renk, durum, biçim bakımından niteleyen; sayı, soru belgisizlik, işaret yoluyla belirten sözcüklerdir.

SIFATLAR

A. NİTELEME SIFATLARI B. BELİRTME SIFATLARI

1. İşaret sıfatı

2. Sayı sıfatı

a. Asıl sayı sıfatı

b. Sıra sayı sıfatı

c. Üleştirme sayı sıfatı

ç. Kesirli sayı sıfatı

3. Belgisiz Sıfat

4. Soru sıfatı

Örnek: Yaşlı adam eski tüfeğini alıp yemyeşil tepelerin güzel mekânlarına doğru yola çıktı. Yolda iki kişiye rastladı. Biri bu yol iyi bir yol değil dedi.

A. NİTELEME SIFATLARI

İsme soracağınız nasıl sorusunun karşılığıdır. İsimleri renk, durum, biçim bakımından nitelerler.

Örnek: Zaman esrarengiz yüzünün iyi yüzlere yine gösteriyor.

Saadet dakikaları güzel anılarla süslendi.

Hastalıklı yüzler yuvarlak masalarda sorgulandı.

Kara gözlüm beni neden bekler?

B. BELİRTME SIFATLARI

İsimleri sayı, soru, belgisizlik, işaret bak... (Devam)
Diğer Konular 29 Mart 2013 Yorum yok
Somut Anlamlı Sözcükler
Somut Anlam: Sözcüğün belirttiği kavram veya nesne, duyu organlarımızdan biri ya da birkaçı tarafından algılanıyorsa, o sözcük somut anlamlıdır. Yol, gürültü, koşmak, baca, çiçek..

Düşünce kafasını çarptı. (Somut) (Devam)
Diğer Konular 01 Mayıs 2013 Yorum yok
Söylev (Nutuk, Hitabe)
Söylev (Nutuk, Hitabe):

Bir konuşmacı tarafından bir yerde toplanmış topluluğa, bir düşünceyi coşkulu bir diile anlatmaya denir. Bunlara, "yaşatıcı yazılar" da diyebiliriz. Öyküleme anlatım biçiminin ağırlıklı kullanıldığı, okuyucunun bilgisini artırmaktan çok hayal dünyasını zenginleştirmeyi amaçlayan yazı türleridir:

Bir gerçeğe inanan bir insanın toplumu bu gerçeğe inandırmak için özünün bütünü ile yaptığı telkin sürecine hitabet; bir fikri, bir davayı karşısındaki insanlara dil ustalığı ile açıklamaya hitabet sanatı; toplum önünde bu konuşmayı yapana hatip; bir insan topluluğuna bir fikri vermek bir ülküyü aşılamak amacıyla söylenen sözlere ise nutuk veya söylev denir.

Hatiplik sanatı, insanlık geçmişinin en eski ve en köklü sanatlarındandır. Bu sanatla peygamberler ve din adamları insanları doğru yola davet etmişler; padişahlar, krallar ve kumandanlar ordularına bu sanatla hükmetmi... (Devam)
Diğer Konular 03 Mayıs 2013 Yorum yok
Soyut Anlamlı Sözcükler
Soyut Anlam: Sözcüğün belirttiği kavram, duyu organlarımızla algılanmaz, varlıkları ancak akıl, düşünce yoluyla sezilirse, o sözcük soyut anlamlıdır. Us, düşünce, sevgi, Özgürlük, ruh, sevinç, mutluluk..

Bunu anlayacak kafalar yok, (soyut anlam) (Devam)
Diğer Konular 04 Mayıs 2013 Yorum yok
Sözcük Nedir
Sözcük, kendi başına anlam taşıyan ya da cümlede görevi olan ses parçasıdır.

"Roman ve öykü olay anlatan türlerdir." cümlesinde "ve" sözcüğü anlam taşımayan, bağlama görevi olan bir sözcüktür. Diğer sözcüklerin ise, kendi başlarına bir anlamları vardır.

Sözcükler, ağzın bir ya da birkaç hareketiyle söylenir. (Devam)
Diğer Konular 14 Nisan 2013 Yorum yok
Sözcük Türetme
Sözcük Türetme

Dilde kullanılan kök dediğimiz sözcüklerden ekler yardımıyla yeni sözcükler elde etme işlemi­ne türetme denir.

Türetme konusuna "kök" ve "ek" kavramları­nı açıklayarak başlamak gerekir.

1. Ek Nedir

2. Kök Nedir (Devam)
Diğer Konular 25 Mart 2013 Yorum yok
Takısız İsim Tamlaması
Tamlayan, tamla­nanın neden yapıldığını belirtir. Her iki ad da tamla­ma eki almaz.

Cam vazo (Camdan yapılmış vazo)

Çelik tencere (Çelikten yapılmış tencere)

Takısız ad tamfamalarında tamlayan hammaddenin, tamlanan ondan elde edilmiş bir ürünün adıdır.

Deri koltuk (Hammadde- Ürün)

*Takısız ad tamlamalarını sıfat tamlamalanyla karıştırmamak için "-den" ekinden yararlanıla­bilir. Takısız tamlamada tamlayan "-den" ekini alarak da kullanılabilir. Sıfat tamlamalarında ise tamlayan bu eki alamaz. Ayrıca sıfat tamlama­larında tamlayan olan sözcük özellik belirtir, "nasil" sorusunu yanıtlar.

Yün hırka "yünden hırka" şeklinde Takısız ad tamlaması kullanılabilir.

Yeni hırka "yeniden hırka" olarak Sıfat Tamlaması kullanılamaz.

*Bazı kaynaklar, tamlananın neye ben­zediğini belirten tamlamaları takısız ad tamla­ması olarak verirler, Bu tür tamlamalarda tam­layan mecaz olarak kullanılmış bir addır... (Devam)
Diğer Konular 16 Nisan 2013 Yorum yok
Tanık Gösterme
TANIK GÖSTERME

Düşünceyi, başkalarının görüş ve sözlerinden yararlanarak daha inandırıcı kılma yoludur.

UYAR: Tanık gösterme paragrafında anadü-şünce, tanık sözündedir.

Örnek:

Jean-Paul Sartre, "Sözcükler" adlı yapıtında, yazarlığa yöneliş dönemini anlatırken büyükbabasının kendisine verdiği şu öğüdü anıyor ve özenle şunları söylüyor: "Yalnız gözlerinin olması yetmez, onlardan yararlanmayı da öğrenmeli insan."

Bu yöntemlerin dışında az da olsa, paragraflarda sayısal verilerden yararlanma, olaylar ve düşünceler arasında ilgi kurma yöntemlerine de rastlanır. (Devam)
Diğer Konular 20 Mayıs 2013 Yorum yok
Toplam 6 sayfa, 4. sayfadasın: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, 6, Sonraki
Popüler Sayfalar:
Son Ziyaretler:
Coğrafya Sitesi Tarih Sitesi Matematik Sorusu