2010-2011 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇANDIR LİSESİ 10.SINIFLAR DİL VE ANLATIM 1.DÖNEM SONU ORTAK SINAV SORULARIDIR
1.Aşağıdaki boşlukları doldurunuz.(10P)
a) Bir konunun çeşitli yönleriyle aydınlatılması için küçük bir topluluk önünde ve bir sohbet havası içinde gerçekleştirilen tartışmalara ..................... denir.
b )Bir görüş(tez) ile bir karşı görüşün(antitez) iki ekip arasında bir hakem kurulu huzurunda tartışılmasına ..............denir.
c) Açık oturumda bir başkan ve en az ........ konuşmacı vardır.
d) Göstergeler ......................ve ............................ olmak üzere iki ana başlık altında toplanabilir.
2.Aşağıdaki yargılar doğru ise (D) yanlış ise (Y) yazınız(10P).
a) Dinleyici konuşmacının her söylediğini not almalıdır.( )
b) Açık bir anlatım akıcı, yalın, durudur.( )
c) Öyküleyici anlatımda herhangi bir olayın olması şart değildir.( )
... (Devam)
1908 ile 1980 yılları arasında yaşamıştır. Cumhuriyetten sonraki edebiyatımızda çok önemli bir yeri vardır. Bu döneme hem fikir hem de bir sanat adamı olarak damgasını vurmuştur. Az sayıda şiir yazmış olan Ahmet Muhip Dıranas, şiirde sese ve şekil mükemmelliğine önem vermiştir ve biçim kusursuzluğu ile dikkati çeker. Şiirlerinde Sembolizm akımının etkileri hissedilmektedir. Fransız sembolistlerinden etkilenmekle birlikte, bunu geleneksel biçimlerle kaynaştırdığından, kendine özgü bir şiir dünyası oluşturabilmiştir. Şiirlerinde zaman, kaçış duygusu, ölüm, yalnızlık hissi, tabiat, aşk, hüzün, vatan ve kahramanlık duygularını işlemiştir. Bütün şiirlerini tek bir kitapta toplayan şairin tiyatro eserleri de bulunmaktadır.
Şiirlerindeki sözcüklerin uyumu, müzikselliği ile şiirimize yeni bir ahenk getirmiştir. Hece veznini değişik biçimlerde kullanmıştır. İnsanın doğa karşısındaki duygularını iş... (Devam)
Asıl ününü fıkra ve anı türünde yazdığı yapıtlarıyla kazanmıştır. Halkın kolayca okuyup anlayacağı ürünler veren sanatçı, Ahmet Mithat Efendi geleneğini sürdürmüştür. Kısa, canlı cümleleri dikkat çekicidir. Anı ve fıkralarıyla halkın eğitimini amaçlamış; istanbul'u sokak satıcıları, ramazanları ve bayramlarıyla anlatmıştır. Yapıtlarını bir mizah havası içinde yazmış, İstanbul ağzını bütün inceliği ve güzelliğiyle ustaca kullanmıştır.
Eserleri:
Eşkal-ı Zaman, Gülüp ağladıklarım, Şehir Mektupları (fıkra)
Falaka, Gecelerim ( anı)
İlk Büyük Muharrirlerinden Şinasi ( monografi) (Devam)
KONUSU: Anadolu kültürü ile ilgili hemen her konuda söyleşiler, türküler, şiirler vb. örnekleri ile dolu bir kitap.
Diyoruz ki:
Arabamız köyün meydanında durduğu zaman, hemen dikkatimizi çeken büyük ve heybetli çınar ağacına baktık ve altında oturan köylülere kaç yaşında olduğunu sorduk. Sözü yaşlı bir amcaya bıraktılar: "Onu bu meydana diktikleri zaman ben daha çocuktum. Birlikte büyüdük sayılır. Biz baktıkça öyle büyüdü ki, heybetinden ürker hale gelmiştik. Derken ne oldu, nasıl oldu bilemiyoruz, bir kış dallarından biri kütürdeyerek göçtü. Bir fırtınada birkaç dalı daha koptu. Bir bahar san sarı küfler kabuğunu sardı. İçinde, nereden geldiği bilinmez haşereler türemişti. Aklı erenler, 'gövdeye bakın, gövde çürümemişse önemli değil' dediler. Hemen temizliğe başladık. Dalları budadık.
"Çınar dediğin devlet gibidir. Sen köke bak, g... (Devam)
Anlatımın temel birimi cümledir. Düşündüklerimizi, duyduklarımızı, tasarladıklarımızı ya da yaşadıklarımızı karşımızdakilere tam olarak iletebilme, cümle kurabilme gücümüze bağlıdır. Doğrusu cümlelerimizin açık, duru, yalın dilin işleyiş kurallarına uygun ve dilbilgisi yönünden doğru olmasıyla ilgilidir. Cümlelerimiz bu niteliklerden yoksunsa, duru, yalın, açık değilse, iletmek istediklerimiz tam iletemeyiz. İster istemez karşımızdakiler, anlatmak istediklerimizi tam olarak anlayamazlar ya da eksik, yanlış anlarlar.
Cümle bir yargı birimi olduğuna göre, cümledeki her sözcüğün bu yargıyı oluşturmada bir işlevi olmalıdır. Böyle değilse aynı anlama gelen ya da aynı işlevi yerine getiren sözcükler birlikte kullanılmışsa, o cümle duru değildir. Duruluktan yoksun cümlelerle oluşturulan yazılar da uzatılmış, doldurulmuş yazılardır.
AÇIKLIK:Bir anlatımdan herkes aynı anlamı çıkarabiliyorsa ve aynı anlamda kolayca birleşebiliyorsa o anlatım "açık"tır.Bir anlatımın ikili anlamlar iletmemesi ve kolayca anlaşılabilmesidir.
*ünlü sporcumuzun arka ayak adalelerinde ezilme saptandı.(sıfat yerinde kullanılmam)
*izinsiz inşaata girilmez.(zarf yerinde kullanılmıştır)
*ağzını sıkı tutmama ilişkimizin bozulmasına yaradı(neden oldu - yol açtı)
*yeni yürümeye başlayan çocuklar sık sık düşerler.
*bu romanında derece derece,şen ve akıllı bir genci anlatıyordu.(zarf yerinde kullanılmıştır)
*bu iş kesinlikle olacak galiba .(çelişen sözcük)
*heralde sınavı kazanırım zannediyorum.(" ")
*son sayıda yazdıklarımı okuduysanız konuştuklarımdan bunlar çıkmaz.(" ")
*aşağı yukarı tam bir yıl önce görmüştüm.
*bahçeye ektiğimiz fidanlar tutmadı.(diktiğimiz çizgi anlam inceliğine dikkat edilmiş)
KONUSU: Cemal Süreya'ya göre, çocuklara her şeyi anlatabilirsiniz. Bu anlayışla, Çocukça Dergisi'nde, çocuklara yönelik, hemen her konuda yazılar kaleme almıştır. Kitap, bu yazılardan oluşmaktadır.
Lacivert İpek Helikopter:
Pırasaya gözlük takın, aynı ona benzer. Yanlış anlamayın, çok sevimli ve çok bilgili bir adamdır. Yolda karşılaştık. Dergideki yazılarımı sordu. "Yeni başlayacağım, neler yazayım?" diye sorduğumda,
"Çocuklar her şeyi anlar, onlara enflasyondan bile söz edebilirsin. Savaşlardan söz et, her ay çıkan kitaplardan, şairler, ressamlar, uzay bilginleri, çevre kirlenmesi,.."
" Bilgi de vermekle birlikte, asıl amacın onlara okuma keyfini tattırmak olsun. Bilgiçlik taslayan şeyler yazma. Serüvenlerden, düşlerden söz et. Sözgelimi lacivert İpek helikopterler uçsun yazılarında.."
Böylece, ilk yazının konusu ve başlığı çıkmış oldu.
Bu dönem, demokratik hak ve özgürlüklerin sınırlı da olsa kullandığı zamana rastlar.
1860'da ilk özel Türk gazetesi Tercüman-ı Ahval'ın çıkarılışı ile başlar.
Birinci dönem Tanzimat Edebiyatının özellikleri:
1. Bu döneme " sanat, toplum içindir." Anlayışı egemendir. Sanatçılar, bu yüzden, sanatı toplumu eğitmede. Batı kültür öğelerini tanıtmada bir araç olarak görmüşlerdir.
2. Sanatçılar, o döneme kadar edebiyatımızda görülmeyen roman, öykü, tiyatro, makale, eleştiri, gazete, .gibi düzyazı türlerini edebiyatımıza sokarak, düzyazının her alanında eserler vermeye çalışmışlardır. Bu ürünler ilk kez denendiğinden, taklide dayalı olduğundan, sanatsal nitelikleri oldukça zayıftır.
3. Sanatçılar, sade bir dille yazmayı amaçlamalarına karşın, köklü alışkanlıkları nedeniyle bu amacı yeterince uygulayamamalardır.
4. Edebiyatta, Fransız Devrimi'nin yaydığı, yurt, ulus, a... (Devam)
Birden çok duygu, düşünce, istek ve yargı bildiren cümlelere "birleşik cümle" denir.
Bu tür cümlelerde, yüklemin yanı sıra bir de "yan cümiecik ya da cümle" bulunur
"Çok koşan" Yan cümlecik
"çabuk yorulur." Temel cümle
Yan cümlesi, temel cümlenin öznesi, nesnesi, tümleci olan bileşik cümlelere "Girişik Cümle" denir....
- Araba devrilince / yol gösteren/ çok olur.
1. Yan cümlecik 2.Yan cümlecik Temel cümle
â–¡ Yan cümleciği dilek-şart kipli ya da şart bileşik zamanlı olan cümlelere "Şart Cümlesi" denir.
- Dersi dinlesen / anlarsın. (Zarf) -
Yan cümlecik Temel cümle.
- Bizimle gelirsen/ her sevi öğrenirsin. (Zarf)
Yan cümlecik Temel cümle
Yan-cümlecik görevindeki bağımsız bir cümlenin "ki" bağlacıyla temel cümleye bağlandığı cümlelere "ilgi cümlesi" denir. Bu tür cümleler de bileşik yapılı sayılır. Bu cümlelerde "ki" bağlacı kendinden ... (Devam)